EPiOS BÜLTEN
Bu bültendeki tüm yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

Ocak-Şubat    sayı:2

 

 

  BASKICI, OTORİTER YA DA DEMOKRATİK ANNE-BABA TUTUMLARI

Ve çocuk; olmak istediğiyle olması istenen benlik arasındaki çatışmayı ömür boyu sürdürme şanssızlığı baş başa kalır. Baskıya karşı oluşan öfkeyi, ya kendi bedenine ya da gücünün yettiği kişilere şiddet şeklinde yöneltebilir.

 

 

 

  Uzm. Psk. Dan Nevbahar Atabay

Aşırı koruyucu tutum gösteren ebeveyn, çocuğunu güçsüz kabul ederek, onun adına problem çözer; Yaşamını kolaylaştıracağını sandığı kural ve sınırlamalarla hareket eder ve onlar adına kararlar alır.

 

Böylece çocuğa; yaşamın ne kadar zor, kendisinin ne kadar aciz ve ebeveynin ne kadar güçlü olduğunu göstermiş olur. Anne baba rolü, yetişkine yeni bir kimlik kazandırır. Bu yeni kimlik, Yüklendiği yeni sorumluluklara rağmen, yaşama yeni anlamlar katar. Yetişkinin anne- baba olma sorumluluğunu ya da yaşama katılan yeni anlamları nasıl algıladığı, çocuğuna yönelik tutumlarını belirleyecektir. O ana kadar algılarını etkileyen, genetik ve kişilik özellikleri, değerler sistemi ve onların da belirleyicilerinden olan kültürün etkileri, artık onun algılarını ve böylece tutumlarını oluşturacaktır. Miras alınan ebeveyn tutumları da yeni rolün sözü dinlenir yardımcıları olur.

 

Yetişkinin anne- baba olma sorumluluğunu ya da yaşama katılan yeni anlamları nasıl algıladığı, çocuğuna yönelik tutumlarını belirleyecektir. O ana kadar algılarını etkileyen, genetik ve kişilik özellikleri, değerler sistemi ve onların da belirleyicilerinden olan kültürün etkileri, artık onun algılarını ve böylece tutumlarını oluşturacaktır. Miras alınan ebeveyn tutumları da yeni rolün sözü dinlenir yardımcıları olur.

Araştırmalar göstermiştir ki, geleneksel kültür; aşırı koruyucu ya da baskıcı-otoriter ebeveyn tutumlarında etkili bir faktör olmaktadır. Aşırı koruyucu tutum gösteren ebeveynler, çocuklarını yetersiz ve güçsüz kabul ederek, onlar adına problem çözer, yaşamlarını kolaylaştıracaklarını sandıkları kurallar ve sınırlamalarla hareket eder ve onlar adına kararlar alırlar. Böylece çocuğa; yaşamın ne kadar zor, kendisinin ne kadar aciz ve ebeveynin ne kadar güçlü olduğunu göstermiş olurlar.

 

Çocuk için, güçlü ebeveyne sığınmaktan başka bir yol kalmamıştır. Onların düşünmesi, denemesi, karar vermesi gerekmez.

 

Problemlerle tanışma fırsatları olmaz; bunlar ebeveynin işidir. Çocuğa sadece ebeveyne bağımlı olmak ve şükran duymak kalır. Tıpkı ebeveynin toplumsal otorite figürlerini algılaması gibi.

Baskıcı-otoriter tutumlar gösteren ebeveynler, çocuklarının yeteneklerini ve sınırlılıklarını göz önüne almadan, onlardan çok şey beklerler. Sözel ya da fiziki ceza sıkça kullanılır. Çocuk, korku ve kızgınlık duygularıyla yaşar ve çekingen, korkak ya da kendinden güçsüzlere zarar veren tutumlar geliştirebilir. Böyle ebeveynlerin kafasında, kendilerinin özlem ve ihtiyaçlarını gidermeye uygun bir çocuk tipi vardır ve bu tipi çocuklarına benimsetmeye çalışırlar.

Hazırladıkları bu kalıp; tanıma gereği duymadıkları çocukları için yabancı, zorlayıcı, sınırlayıcı, içinde nefes bile alınamayan bir kalıptır.

 

Ve çocuk; olmak istediğiyle olması istenen benlik arasındaki çatışmayı ömür boyu sürdürme şanssızlığı baş başa kalır. Baskıya karşı oluşan öfkeyi, ya kendi bedenine ya da gücünün yettiği kişilere şiddet şeklinde yöneltebilir. Bu iki tutumda da; varsa zaten karşılıksız olarak verilebilecek sevginin önkoşullara bağlı olarak verilmesi gerçeği vardır. Bazen bu tablodan bağımsız, bazen bu tabloya suçluluk duygularından dolayı eklenen “tutarsız tutumlar”da ilave olabilir. O zaman, çocuğun tutumlarında da tutarsızlık, yalan söyleme, suça yönelme davranışları gelişebilir.

 

Çocuklarına karşı demokratik tutumlar gösteren ebeveynler ise,çocuklarını,kendilerine bağımlı değil,bağlı bireyler olarak algılayan kişilerdir.Çocuklarına saygı gösterir,onların gelişmelerini izler,buna uygun davranırlar.

 

Çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakta kalmaz, koşulsuz sevgi verirler. Çocuklarının kendine ifade etmesi destekler, cesaretlendirir ama zorla yönlendirmezler. Sadece rehberlik ederler. Kuralları esnek ve makuldur. Çocuğun yanlış yapmasına, denemesine ve bu yolla yaratıcıklarını geliştirmesine fırsat verirler.

 

Bu tutumlar altında yetişen çocuklarda, temel güven gelişir, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve başkalarına saygılı, yaratıcı, kendini yetiştirebilen bireyler olurlar.

 

 

KAYNAKÇA

Kulaksızoğlu Adnan.Ergenlik psikolojisi,İstanbul,Remzi,1999.

Alıcıgüzel,İzzettin.Ana-Baba-Çocuk ilişkileri,Yaşadıkça Eğitim,İstanbul,1988.

Fındıkçı,İlhami.Aile İçinde Disiplin,Yaşadıkça Eğitim,İstanbul,1989.

Tuzcuoğlu,Necla.Anne –babanın Davranışları ve Çocukla Sağlıklı iletişim,

Anne- baba ve çocuk Rehberi,İstanbul,Beyaz gemi 1998.

   
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

EPiOS BÜLTEN

 

PSİKOTERAPİ MERKEZİ

2006