EPiOS BÜLTEN
Bu bültendeki tüm yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

Ocak-Şubat    sayı:2

 

 

  PSİKİYATRİK İLAÇ KULLANIMI

İlaç kullanımı birçok kişinin rahatsız olduğu bir tedavi seçeneği. İlaçların yan etkileri, ilaçlar yerine geçebildiği öne sürülen meditasyon, hipnoz, bitki kökenli tedaviler, ilaç kullanımının yaratacağından endişe edilen ‘bağımlılık’ riski gibi konular sürekli olarak gündeme geliyor. Hiç kuşku yok ki bu tartışmalardan en fazla zarar görenler psikiyatrik muayene sonucunda ilaç kullanmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmış kişiler oluyor. Bir yandan yaşamlarını zorlaştıran ve denetleyemedikleri belirtiler, diğer yanda ilaç kullandıkları takdirde daha da kötüye gideceklerinden duydukları endişeler…

Kafa karıştıran birçok sorunun güncelliğini koruduğu ilaç kullanımı hakkında Psikiyatrist Dr. Zekiye Nurdan Arıtürk ile röportaj yaptık.

 

Pskiyatrist Dr.

 Z. Nurdan Arıtürk

     

-Terapi alıyorum ilaç kullanmasam olmaz mı? Neden ilaç kullanmalıyım?

Sıkıntı düzeyi çok yüksek olduğunda kişinin düşüncelerinin odak noktası olur. Düşünceleri bu odaktan ayrılamaz hale gelir. Bu durumda sorunlarının çözümü için bu noktanın dışına çıkamaz olduğundan sorunun diğer çözümlerini görüp değerlendiremez duruma gelir. Veya ümitsizlik, isteksizlik gibi durumların yoğunluğu terapiye gelinmesini bile engelleyecek boyutta olabilir. Örneğin panik atak durumunda endişenin yoğunluğu nefes almayı bile zorlaştırabilir. Bu durumda terapiyi sürdürmek mümkün olamayabilir. İlacın belirtileri azaltıp katlanılabilir bir düzeye getirmesi veya geçirmesi terapinin devamına yardımcı olur.

 

-İlaç rahatsızlığı tamamen geçirebiliyorsa terapi neden gerekiyor?

Çünkü düşünce sisteminin rahatsızlıklarla baş etme mekanizmasında bir engel olmadığında zorlayıcı yaşam olaylarının çaresizliğe dönüşmesi, çıkış yolunun bulunamaması, düşünce sisteminde engeller olduğunu gösterir. Terapide bu engeller görülüp kaldırılmadığında, yeni bir zorlanma aynı şikayetleri tekrar oluşturabilir. 

Yaşam sürecinde edindiğimiz bilgiler,  Beynimizin nöron adı verilen hücrelerinde kimyasal maddeler aracılığı ile iletilir. Bu bilgiler arasındaki bağlantılar da birtakım kimyasal maddeler aracılığı ile olur. Yani, Çevreyi veya olayları algılamamız, bunlar arasındaki benzerlikleri, farklılıkları ayırt etmemiz, daha sonra bu bilgileri karşılaştığımız yeni olaylarda kullanmamız gibi beyin işlevlerin hepsinde birtakım kimyasal maddeler etkili olur.

 

Bazı hastalık durumunda bu iletiyi sağlayan maddelerin düzeylerinde azalmalar olur. Örneğin depresyonda serotonin adı verilen maddenin azalması tesbit edilmiştir. Psikozlarda ise dopamin adı verilen maddenin azalması olmaktadır. İlaçlar bu maddeleri arttırarak hastalık belirtilerinin geçmesini sağlarlar.  

-Bu durumda beyindeki kimyasalların dengesinin bozulması mı hastalıkları oluşturuyor?

Şu anda yaygın olan görüş budur. Ancak bir diğer görüşe göre beyin kimyasındaki değişikliklerin sebep olmaktan daha çok sonuç olabileceği,   yaşanan duygusal durumların bir sonucu olarak da bu durumun oluşabileceğidir.

- O zaman asıl tedavi eden terapi olmalı değil mi?

Hastalık durumunun tekrarlamamasının terapiyle olabileceğine inanıyorum. Hastalık durumunda düşüncelerde bir girdap oluşur. Düşünceler döner durur ve gittikçe kendini tekrarlayarak derinleşir. Bu durumda insan kendi sisteminin bütünlüğünü koruyabilmek için kendini dış algılara da kapatır.  Bu durumun çıkışı olmadığı algısı oluşur. Bu süreğen sıkıntı durumu bedensel olarak da yaşanır. Çünkü bu durumdan birçok hormonal sistem de etkilenir. Bunun vücudun savunma sistemini zayıflattığı araştırmalarla tesbit edilmiştir. Bütün bu etkiler ilaçlarla çok daha çabuk ve etkili bir şekilde kırılabilmektedir.

 

Hangi hastalıklarda ilaç kullanılır?

İlaç kullanılan birçok hastalık vardır. Bunları gruplandırarak söyleyelim. Gerçeği değerlendirmenin önemli boyutta bozulduğu psikoz adı verilen hastalık gurubunda antipsikotik adı verilen ilaçlar kullanılmaktadır. Kendini kötü, değersiz hissetme, yaşamın anlamsız gelmesi, intihar düşünceleri gibi duygusal durum değişiklikleri olan depresyon hastalığında antidepressan adı verilen ilaçlar kullanılmaktadır.  Ölecekmiş veya bayılacakmış hissiyle bedensel olarak çarpıntı, soğuk terleme, nefes alma zorluğu gibi belirtilerle görülen panik bozukluk olarak

isimlendirdiğimiz hastalık anksiete bozukluğu olarak sınıflandırılan bir hastalıktır. Fakat anksiolitikler kadar  antidepressan ilaçların etkili olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer anksiete bozukluğu olan Obsesif bozukluk olarak isimlendirilen yapmadan durulamayan takıntıların olduğu hastalıkta da antidepresanlar ve diğer ilaçların birlikte kullanılması yararlı olmaktadır. Yukarıda kısaca bahsedilen anksiolitikler, daha kısa sürede etkili olan ilaçlardır. Devam eden etkileri yoktur. Antidepressanlar ise daha uzun sürede etki eden fakat daha kalıcı etkileri olan ilaçlardır.

 

İlaçların yan etkileri nelerdir? Diğer ilaçlarla birlikte kullanılmalarında sakınca var mıdır?

En çok kullanılan antidepresanlardır. Yan etkileri çok az olan ilaçlardır. En çok görülen yan etki bulantıdır. Yan etkileri ilaç kullanımı başlangıcında görülür. Bir hafta kadar bir süre sonra yan etkiler azalır ya da kaybolur. İlacı kesmeyi gerektirecek kadar yan etki görülme sıklığı çok düşüktür.

-Doktor kontrolü olmadan ilaç kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Doktor kontrolü olmadan en çok kullanılan ilaçların antidepresanlar olduğunu düşünüyorum. Bir diğer yönüde ruh sağlığı uzmanları dışında diğer doktorlarında herhangibir sıkıntı durumu olan hastaya hemen bir antidepressan yazması durumu olmasıdır.

 

-Bunun sakıncası nedir?

Antidepresanlar düzenli kullanım durumunda etkili olan ilaçlardır. İlk günlerde daha çok yan etkileri görülür. Bunlar anlatılmadan ilaç başlanması durumunda genelde ilaçtan faydalanılmamaktadır. Uygun kullanımı olmadığı halde ilaç yararsızmış olarak değerlendirilmektedir. Düzenli kullanılsa bile ilaç başlanan şikayetlerin geçip geçmediğinin kontrolü hastanın kendisine kalmaktadır. Bilhassa şikayeti yoğun olan kişilerde rahatsızlık azalmaya başlamış olsa bile kişinin yaşamını henüz çok etkilemekte olduğu için faydasızmış gibi algılanabilmektedir. Yaşanılan her sıkıntı depresyon değildir. Bu durumda ilaç kullanımı en azından gereksiz ilaç kullanımı olmaktadır. Durum depresyon olsa bile ilacın faydalı olup olmadığının değerlendirilmesi yapılamayacaktır. Bu durumda belki de faydalı olabilecek bir ilacın faydasızmış gibi algılanması durumu oluşabilecektir.

 

-İlacın bu şekilde kullanımının faydasızmış gibi görülmesi dışında bir sakıncası var mı?

 İlaçların bedensel gücü iyileştirme etkisinin düşünceleri iyileştirme etkisinden daha önce olması nedeniyle, intihar düşüncelerinin yoğun olduğu bir depresyonda bedensel güçsüzlüğün azalmasıyla intiharı gerçekleştirme riski artabilecektir. Yani bu şekilde ilaç kullanımının hayati bir sakıncası vardır. Bu nedenlerle psikiatrist kontrolü olmadan ilaç kullanımı uygun değildir.  

-İlaç bağımlılık yapar mı?

Kısaca iki gurup bağımlılık vardır. Psikoljik ve fiziksel. Fiziksel bağımlılık ilacın yokluğunun fiziksel olarak şikayetlere yol açması ve ilaç veya madde alındığında bu şikayetlerin geçmesi durumudur. Bunlar daha çok bedensel şikayetler şeklinde olurlar. Psikolojik bağımlılık ise ilacı kullanmadığında hastalığının mutlaka tekrarlayacağı inancı ile hastalığının tekrarlamasının gerçekleşmesi durumudur. Antidepresan ilaçların bağımlılığı görülmemektedir. Ancak hastalığın iyileşmesi netleşmeden ilacın bırakılması sorunların tekrarlamasına neden olacağından sadece ilaç bırakılması ile ilgiliymiş olarak algılanabilir. Bu nedenle bağımlılık yapıyormuş gibi gelebilir. Anksiolitik ( Sıkıntı giderici ) ilaçların fiziksel bağımlılık yapabilme özellikleri vardır. Bu nedenle yeşil reçete ile satılmaktadırlar. Bu mutlaka bağımlılık yapar demek değildir. Uygun durumlarda çok yardımcı ilaçlardır. 

 

- Teşekkür ederiz.

   

 

 

EPiOS BÜLTEN

 

 

PSİKOTERAPİ MERKEZİ

2006