epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 5   kasım - aralık '07

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
  AİLEDEKİ DANS Psk. Funda Çakmak  
 

Bildiklerimizden başka bir yer var, bu yere ulaşabilmek için birçok yollarımız…

 

Hepimiz bir noktadan başlayarak uç uca eklenmiş çizgiler karalarız sayfalar arasında; çoğu anlamsız gibidir. Bir süre sonra bu şekiller o kadar iç içe geçerler ki başı ve sonu birbirinden ayırt edilemez. Birbirlerine değerler, keserler, tutunur, uzaklaşır. Bu çizgilerin kesişmeleri bazen bir hücreye benzetilebilir. Ya da bir köke.

Frida Kahlo’ un beni çok etkileyen kökler adlı tablosu aklıma geldi. Bu tabloda kökler birbirine dolanır. Geçmişi ve bilinç dışını çağrıştırır gibidir. Geçmişe ve derine olan uzantılardır adeta.    

Kökler, geçmişimizin bizdeki izleridir. Ailedeki dinamiklerle çalışırken kişilerin geçmişlerine bakarız.

 

Aile sistemi içerisinde işleyen bir dizi dinamik vardır.

Terapilerde bu dinamiklere bakarken en sık sorduğumuz soru:  “Bu ailede nasıl bir dans var?” sorusudur.

 

Bu dansı bulabilmenin yollarından biri yaşantılarının kişiye ne hissettirdiğini sormak ve bunlar hakkında farkındalık kazanması sağlamaktır. Hedefimiz kendi duygularımıza bakabilme ve diğeri ile empati kurabilme kanalıyla farkındalık sağlamaktır. Bu kolay değildir kuşkusuz.

 

Kuşaklar arası aktarılmış bir takım özellikler, deneyimler ve kendi geçmişimiz bu günümüzü etkiler. Biri ile ilişkiye bu bütünsellik içerisinde gireriz. Çiftler, yalnızca birbirleri ile değil, kendi aileleri ile de evlenirler. İster aileleri uzakta, isterse ilişkileri kopuk olsun içselleştirilen ebeveyn imgeleri yetişkin yaşamda ilişkilerimizi etkiler. Değerlerimiz, inançlarımız, tutumlarımız, beklentilerimiz, isteklerimiz vs. kuşaklar arası aktarımla bize geçer. Kendi ebeveynlerimizden edindiğimiz ilk öğrenmelerimiz ve deneyimlerimiz kendi ilişkilerimize yansır.  

 

Örneğin; bir ailede akşam yemeğine tüm aile üyelerinin birlikte oturması aile birlikteliği, sevgi ve saygının göstergesi olabilir. Böyle bir ailede yetişen kişi iş yoğunluğu nedeniyle evine geç gelen eşine kızacaktır. Bilincinde olduğu duygusu, eşinin eve geç gelmesine duyduğu kızgınlıktır.  Ancak; bilincinin dışında olan aile birlikteliğine ilişkin inancımızın simgesi olan akşam yemeğinin birlikte yenmemesidir. B u yüzden bu kişi için akşam yemeğinin birlikte yenmesi önemlidir.

 

Eğer, bu beklentisi gerçekleşmezse ilişkinin gerçekliğine duygusu geçici olsa da sarsılacaktır. Bu sarsılma doğal olarak çift arasında tartışmaya yol açacaktır Bir süre sonra eşinin kendisine kızdığını fark eden diğer eş akşam yemeğine geç gelmeyi sürdürecektir. Belki de o da geçmişinde kendi ebeveynlerinin ilgisini bu yolla çekmeyi öğrenmiştir. Eşinin ilgisini sürdürebilmek için bu yola ihtiyacı vardır.

 

Bu yaşananlar elbette bilinçli yaşanan süreç değildir. Ancak, eşler aralarındaki bu dansı terapide fark ettiklerinde artık buna gerek kalmayabilecektir. Ve kendilerine daha iyi gelen dansı ve ritmi yakalayacaklardır. 

 

Örnekteki çiftin problemine benzer bir nedenle terapiye gelen çiften eve geç gelen eş zamanının çoğunu yapılacak işlere ayırıyordu. Birkaç iş yeri vardı. Aynı zamanda işi ile bağlantılı birkaç dernek ve meslek odalarında da aktif olarak çalışıyordu. Kalan zamanında kulüplerde geçiriyordu. Zamanının çoğunu ekonomik kazanç ve sosyal statü sağlayacak işlerle geçiriyordu.

 

İlk seanslarda kendisinden bahsederken “varoşta büyüdüm” demişti. Daha sonraki seanslarda “Varoşta büyümek kendisi için ne anlama geliyordu?” sorusuna değindiğimizde yaşantısının zor olduğunu ifade etmişti.

 
 

Yazının Devamı

 

epios bülten 2007