|
Bildiklerimizden başka bir yer var, bu yere ulaşabilmek için
birçok yollarımız…
Hepimiz bir
noktadan başlayarak uç uca eklenmiş çizgiler karalarız sayfalar
arasında; çoğu anlamsız gibidir. Bir süre sonra bu şekiller o
kadar iç içe geçerler ki başı ve sonu birbirinden ayırt
edilemez. Birbirlerine değerler, keserler, tutunur, uzaklaşır.
Bu çizgilerin kesişmeleri bazen bir hücreye benzetilebilir. Ya
da bir köke.
Frida Kahlo’
un beni çok etkileyen kökler adlı tablosu aklıma geldi. Bu
tabloda kökler birbirine dolanır. Geçmişi ve bilinç dışını
çağrıştırır gibidir. Geçmişe ve derine olan uzantılardır
adeta.
Kökler,
geçmişimizin bizdeki izleridir. Ailedeki dinamiklerle çalışırken
kişilerin geçmişlerine bakarız.
Aile sistemi
içerisinde işleyen bir dizi dinamik vardır.
Terapilerde
bu dinamiklere bakarken en sık sorduğumuz soru: “Bu ailede
nasıl bir dans var?” sorusudur.
Bu dansı
bulabilmenin yollarından biri yaşantılarının kişiye ne
hissettirdiğini sormak ve bunlar hakkında farkındalık kazanması
sağlamaktır. Hedefimiz kendi duygularımıza bakabilme ve diğeri
ile empati kurabilme kanalıyla farkındalık sağlamaktır. Bu kolay
değildir kuşkusuz.
Kuşaklar
arası aktarılmış bir takım özellikler, deneyimler ve kendi
geçmişimiz bu günümüzü etkiler. Biri ile ilişkiye bu bütünsellik
içerisinde gireriz. Çiftler, yalnızca birbirleri ile değil,
kendi aileleri ile de evlenirler. İster aileleri uzakta, isterse
ilişkileri kopuk olsun içselleştirilen ebeveyn imgeleri yetişkin
yaşamda ilişkilerimizi etkiler. Değerlerimiz, inançlarımız,
tutumlarımız, beklentilerimiz, isteklerimiz vs. kuşaklar arası
aktarımla bize geçer. Kendi ebeveynlerimizden edindiğimiz ilk
öğrenmelerimiz ve deneyimlerimiz kendi ilişkilerimize yansır.
|