epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 6  ocak-şubat '08

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
 

AİLEDEKİ SEMPTOMLAR ve İŞLEVLERİ

Psk. Funda Çakmak

 
 

Terapi odasında anne çaresizlik içinde kızının yemek yemediğini, tüm yiyecekleri çıkardığını söylüyordu. Doktora götürmüşlerdi. Doktor, durumun psikolojik bir nedenden kaynaklanıyor olabileceğini ve psikolojik yardım almaları gerektiğini ifade ediyordu.

 

Aileyi birlikte aldığımız seanslarda çiftler kendi sorunları ile o kadar meşgullerdi ki çocuk bir süre sonra kendi içine kapanmış tırnaklarını yemeye başlamıştı. Bu durumu seansta aile ile birlikte çalıştığımızda da evlerinde iken de aynı sahnenin canlandığını paylaştılar. Kendi aralarındaki sorunlar o kadar çok zamanlarını alıyordu ki çocuklarının duygusal olarak beslenmesi azalmıştı. Çocuk, ebeveynlerinin duygusal yokluğuna aç kalarak tepki gösteriyordu. Bu tepki bebeklik dönemine ait ilkel bir tepkidir. Bebek, acıkınca ağlar ve kendi bakımını üstlenen kişileri çevresine toplar. “ağlama” davranışı ile bebek kendisindeki içgüdüsel bir gerilimi ortadan kaldırmak ister. Bakıcıları tarafından doyurulduğunda da gerilimi azalır, susar ve rahatlar. Çocuk da sanki bebeklik dönemine ait bir tutum ile ebeveynini çevresine toplanmak istemektedir.  Çocuklarını nasıl ihmal ettiklerini fark eden çift aynı zamanda kendi sorunlarını çözmek için yeni bir adım atmışlar ve birbirlerinin dışında da ilgilenmeleri gereken yaşamlarında önemli şeyler olduğunu hatırlamışlardı.

 

Aileler çocuklarını bir ya da birçok nedenden dolayı terapiye getirirler. Yukarıdaki çocuğun semptomu aç kalmak ve tırnak yemedir. Çocuk bir anlamda ebeveynlerin kendisini ihmal etmesine aç kalarak tepki gösteriyordu. Yani çocuk ebeveynine “beni psikolojik olarak doyurmuyorsanız, ben de fiziksel olarak da doyurulmak istemiyorum” mesajı vermektedir.

 

Peki, psikolojik doyurulmaktan neyi kastediyoruz?

 

Çocuğun gelişiminde fiziksel –duygusal yanında olabilmek ve ona destek olabilmektir.  Her yaş dönemine çocukların ihtiyaç duydukları durumlar ve anlar, çözmek istedikleri bulmacalar vardır. Çocuk bulmacanın parçaları bir araya getirirken ebeveynlerinden destek olacağını bilmek ister.

 

 

Ergen çocuğunu takıntılarından dolayı terapiye getiren bir başka aile örneği ile devam edelim. Ergen,  tesadüfen dokunduğu her şeye; insan ya da nesne tekrar tekrar dokunma ihtiyacı içerisindeydi. Kendisine engel olamıyordu. Bir şey sorduğunda tekrar tekrar soruyordu. Ancak, bu tekrarların bir sayısı vardı; 3. Yapmazsa ne olacaktı? Ailesinin, sevdiklerinin başına kötü bir şey geleceğine inanıyordu.

 

Bu durumda her şeyi 3 kere tekrarlayarak bir tür önlem ve kontrol sağlıyordu. “Eğer.” diyordu, “Ben o sayıyı tamamlamazsam birinin başına kötü bir şey gelecek”.

 

Çoğu zaman kişiler bunun mantık dışı olduğunu bilseler de yapmaktan alıkoyamadıkları bir düşünce ve davranış olarak dile getirirler. Temelde kötü bir şey olacağına ilişkin beklenti, o durumun gerçekleşmemesi için kontrol etme çabasını da getiriyordu.

 

Bu durum, bizim kültürümüzde olduğu gibi kötü bir şey duyduğumuzda “Allah korusun” deyip üç defa kulağımızı çekip masaya vurmamıza benzetilebilir. Bu ritüelistik davranış bizi gelebilecek kötülük ve şansızlıklardan koruyacaktır. Buradaki inancımız batıl da denilse de bizi rahatlatan bir yanı vardır. Bu durum başka kültürler de rastlanır.

 

Takıntıların bizi zorlayan yanı yaşamımızda bir anda değil de genele yayılıyor olması ve bütününü etkilemesi ile ilgilidir. Takıntılarının olmasından dolayı kişilerin zamanın çoğunu aldığını ve yapılması gereken günlük işlerinin aksadığını zamanında tamamlayamadıklarından şikâyet ederler.

 

Ergenimizin öyküsüne dönersek, ilerleyen seanslarda ailesini kaybetmekle ilgili kaygılarını dile getiriyordu. Çocuklarını kaybetme korkusundan dolayı benzer bir endişe babada da gelişmişti. Çünkü büyük oğlu intihara kalkışmıştı. Ayrıca, babanın kendi öyküsünde de ergenlik döneminde o da takıntılara sahip biri idi. Çocuklar bazen aile üyelerinden biri ile stres verici durumlara ilişkin benzer savunma mekanizmalarını kullanırlar. Bu örnekte ergen ile baba paylaşılan bir durum karşısında ortak bir tepki ve başetme yöntemine sahiplerdir. Seanslarda ortak kaygıların ve bu kaygılarla başetme yöntemlerinin aynı oluşu birbirlerini anlamalarını ve uygun başetme yöntemleri geliştirmelerini sağlamıştır.

 

Aklımıza şu soru geliyor. Bu ailede neler oluyor? Anne ile babanın ilişkisinde yoğun tartışmalar ve kavgaların olduğunu görüyoruz.  Değer, değersizlikler, suçlamalar ve aldatmalar... Zaman zaman çocukların da arada kaldığı tehditler. Çocukların açısından bakınca, hazır olmadıkları durumların içerisinde kalmışlardır.

 
 

Yazının Devamı

 

epios bülten 2007