epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 6  ocak-şubat '08

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
  "BABAM ve OĞLUM" ve PSİKODRAMA

Psk. Suzan Mert

 
 

Babam ve oğlum filmini hepiniz izlemişsinizdir. Bu filmde bir sahne vardı. Yönetmen psikodrama yönteminden bir sahne kurgulamış. Herkesin etkilendiği bir sahne.  Fikir ayrılığı yüzünden uzun yıllar görüşmediği oğlunu yıllar sonra tekrar bulduğu ve yakınlaştığı bir zamanda kaybetmiş bir babanın feryadı.

 

Cenaze köylü tarafından taşınırken baba birden duruyor. Üstündeki gömleğini parçalayıp  ağlayarak “Benim yüzümden oldu …. Karşısında durup GİTME deseydim” diye bağırıp yerlere yıkılıyor. Etrafındaki insanlar şaşkın, üzgün ve çaresizce bakarken teyze geliyor ve tıpkı onun gibi bağırarak “Kalk ve dikil!”  diyor. Aynı esnada zeka geriliği olan diğer oğluna “Şimdi koşarak git ve babanı yık, geç! Yoksa baban hiç düzelmez!” diyor.

 

Zeka geriliği olan diğer oğul hızla babasının üstüne doğru koşuyor ve onu yıkıyor. Teyze babaya “Gördün mü gidenin karşısına durulmaz!” diyor. Baba tekrar doğruluyor. Bu sefer ağzından benim yüzümden cümleleri çıkmıyor. Filmin devamında babanın oğlu ölmüştür ama hayat devam ediyordur. En önemlisi büyütmesi gereken bir torunu vardır. 

 

Bu sahnede iki durum var. Birisi herkesin babaya yapma etme diye çaresizce onu bu durumun içinden çıkarmaya çalışması esnasında teyzenin kararlı bir tonda babanın ritmine girerek kalk deyip kaldırmasıdır.

 

Diğeri de babanın oğluna gitme demeyi sanki o an tekrar yaşanıyormuş gibi canlandırmasıdır. Böylece babanın oğluna gitme dediği zaman ne olacağını deneyimlemesini sağlıyor.

 

Psikodrama yüzyılımızın başında insanlar arası ilişkileri ölçme, anlama ve düzenleme bilimi olarak J.L Moreno tarafından bulunmuştur.

 

 

Moreno 1925 yılına kadar küçük sosyal gruplarla çalışmış ve Doğaçlama tiyatrosunu kurarak psikodramanın ilk adımını Avrupa’da atmıştır. Drama, Grekçede ‘davranış’ anlamına gelir.

 

Moreno’ya göre evrenin evrimi üç fenomene dayanmaktadır.

 

Spontanlık (kendiliğindenlik) yaratıcılık (eski duruma yeni yanıt, yeni duruma uygun yanıt)  ve davranış.

 

İnsan da evrenin bir parçasıdır ve dolayısıyla spontan, yaratıcı, etkin ve sosyaldir.  Bireyin yaşam boyu süren gelişiminden bu nitelikler sorumludur. Bu nitelikler kişinin yaşamındaki seçeneklerin farkına varmasına, bunlar arasından seçim yapabilmesine ve durumuna uygun davranabilmesine olanak sağlar. Kendini tanıma, yaşamını istediği gibi yönlendirme ve kendi sorumluluğunu tek başına taşıma yeteneklerinin gelişmesi bireyin yaşamını anlamlı kılar. Bu nedenle de Psikodramanın amacı, insanların gerçekle uzlaşma içinde ve gerçekle ilişkili olarak grup içinde birlikte yaşayabilmelerini sağlayabilmek için spontanlık (kendiliğindenlik), yaratıcılık, davranış ve insanlarla karşılaşma yeteneklerini geliştirmektir. Psikodrama  üçlü bir sistemdir. Sosyometri, psikodrama ve grup terapisinden oluşmaktadır.  Genellikle kısaltılarak “psikodrama” olarak adlandırılır. Psikodrama gerçekte üçlü sistemin sadece bir parçasıdır.

 

Filmimizdeki psikodrama sahnesine gelince yöntemin psikodrama kısmını görüyoruz. Psikodramanın araçları yönetici, protogonist, sahne, yardımcı oyuncular ve grup şeklindedir. 

 

Filmimizdeki teyze, duruma el koyan bir psikodrama yöneticisi gibidir. Protogonist ise oğlu için ağlayan, pişmanlıklar içindeki babadır. Yardımcı ego ise öteki oğludur. Sahne zaten cenaze alanıdır.

Psikodramada protogonistle kendilerine verilmiş rolleri içinde yardımcı oyuncular arasında gerçek transferanslar (Aktarımlar) oluşur.  Yani filmimizde sanki babası ile ölen oğlunun filmin başlarındaki kavgası ve oğlunun gidişinin olduğu sahneye geri dönülmüş olur.  Durum sanki gerçekmiş gibi yaşanır. Dolayısıyla eski duruma yeni yanıt verilmiş olur.

 
 

Yazının Devamı

 

epios bülten 2007