|
Moreno
1925 yılına kadar küçük sosyal gruplarla çalışmış ve Doğaçlama
tiyatrosunu kurarak psikodramanın ilk adımını Avrupa’da atmıştır. Drama,
Grekçede ‘davranış’ anlamına gelir.
Moreno’ya
göre evrenin evrimi üç fenomene dayanmaktadır.
Spontanlık (kendiliğindenlik) yaratıcılık (eski duruma yeni yanıt, yeni
duruma uygun yanıt) ve davranış.
İnsan da
evrenin bir parçasıdır ve dolayısıyla spontan, yaratıcı, etkin ve
sosyaldir. Bireyin yaşam boyu süren gelişiminden bu nitelikler
sorumludur. Bu nitelikler kişinin yaşamındaki seçeneklerin farkına
varmasına, bunlar arasından seçim yapabilmesine ve durumuna uygun
davranabilmesine olanak sağlar. Kendini tanıma, yaşamını istediği gibi
yönlendirme ve kendi sorumluluğunu tek başına taşıma yeteneklerinin
gelişmesi bireyin yaşamını anlamlı kılar. Bu nedenle de Psikodramanın
amacı, insanların gerçekle uzlaşma içinde ve gerçekle ilişkili olarak
grup içinde birlikte yaşayabilmelerini sağlayabilmek için spontanlık
(kendiliğindenlik), yaratıcılık, davranış ve insanlarla karşılaşma
yeteneklerini geliştirmektir. Psikodrama üçlü bir sistemdir. Sosyometri,
psikodrama ve grup terapisinden oluşmaktadır. Genellikle kısaltılarak
“psikodrama” olarak adlandırılır. Psikodrama gerçekte üçlü sistemin
sadece bir parçasıdır.
Filmimizdeki psikodrama sahnesine gelince yöntemin psikodrama kısmını
görüyoruz. Psikodramanın araçları yönetici, protogonist, sahne, yardımcı
oyuncular ve grup şeklindedir.
Filmimizdeki teyze, duruma el koyan bir psikodrama yöneticisi gibidir.
Protogonist ise oğlu için ağlayan, pişmanlıklar içindeki babadır.
Yardımcı ego ise öteki oğludur. Sahne zaten cenaze alanıdır.
Psikodramada protogonistle kendilerine verilmiş rolleri içinde yardımcı
oyuncular arasında gerçek transferanslar (Aktarımlar) oluşur. Yani
filmimizde sanki babası ile ölen oğlunun filmin başlarındaki kavgası ve
oğlunun gidişinin olduğu sahneye geri dönülmüş olur. Durum sanki
gerçekmiş gibi yaşanır. Dolayısıyla eski duruma yeni yanıt verilmiş
olur. |