|
Bu defa psikolojik bir deneyden bahsedeceğim. Hapishane
ortamının etkilerinin araştırılması için yapılmış bir deney bu.
Üç ay sürmesi planlanmış. Denekler gazete ilanıyla, günlük belli
bir ücret karşılığında gönüllü olan erkek öğrenciler arasından
seçilmiş.
Deneyin gerçekçi olması için, aynı hapishane koşulları
oluşturulmuş. Deneyde mahkum ve gardiyan olacak kişiler tesadüfi
olarak tespit edilmiş. Mahkumların ayaklarına zincirler
vurulmuş. Gardiyanların hoparlörlerle isteklerini söylemeleri,
mahkumların kendi aralarında bile birbirlerine üzerindeki
numaralarla hitap etmeleri vs. istenmiş.
Deneyin daha ikinci gününden itibaren olaylar çıkmaya başlamış.
Gardiyanlar, mahkum rolündeki deneklere çıplak elle tuvalet
temizletmek gibi eziyet verici ve lüzumsuz işler yaptırmaya
başlamışlar. Bunun üzerine mahkum rolündekiler isyan çıkartarak
üzerindeki numaraları yırtınca bu olayı üzerlerine tazyikli su
sıkarak bastırmışlar. Ayrıca isyana katılmayan mahkumlara daha
iyi yemekler vermek gibi davranışlarla birbirlerine güvensizlik
yaratarak olaya yeni bir boyut getirmişler! Deneyin beşinci
gününde deneyi planlayan Profesör Zimbardo’nun kendisi de
psikolog olan kız arkadaşının kameralardan gördüğü manzara
şuymuş.
Mahkumlar ayaklarındaki zincirlerle, kafalarına kesekağıdı
geçirilmiş olarak toplu halde tuvalete götürülürken, gardiyan
rolündekiler onlara ağır küfürler savuruyorlar. Bu günden sonra
deney bitirilmiş. (Bunu anlatan “deney” isimli bir sinema filmi
vardır.)
Daha sonra Stanfort deneyi olarak isimlendirilen bu deneyden
Profesör Zimbardo’ “Bir eylem ne kadar korkunç olursa
olsun, belirli bir durumun baskısı altında hepimiz tarafından
gerçekleştirilebilir” diye bir sonuç çıkarmış. Bunun
insanın doğasının bir özelliğidir anlamında söylediğini
anlıyorum.
İnsanların farkında olmadıkları korkularının “kışkırtılarak”
bunun sağlanabileceğine ben de katılıyorum. Hele de “insani
değerler” olarak söyleyebileceğimiz, yardımlaşma, paylaşma,
başka bir insanın acı çekmesini görmekten acı duyma, başka bir
insanın mutluluğundan mutluluk duyma gibi değerler yaşamında
oluşmamışsa ya da gerilerde kalmışsa bu durumun oluşmasının
önünde bir engel olmayacaktır.

|