epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 6  ocak-şubat '08

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
 

DENEY

Dr. Nurdan Arıtürk

 
 

Bir insanın kendisinin değerine ait inancı temel olarak ailesinin kendisine verdiği değer ile belirlenir. Fakat aile çocuklarına kendileri çok değer veriyor olsalar da eğer kendilerini değerli olarak hissetmiyorlarsa bu hissi de çocuklarına aktarırlar. Sanayi toplumu öncesi insanların toplumda yerini, değerini belirleyen şeylerden biri de meslekleriydi. Bunların önemli bir kısmı seri üretimin ucuzluğu ile yarışamadıkları için neredeyse yok olmuşlardır.  Bu meslekler insanın kendi üretimini değerini başkalarından bağımsız olarak kendisinin değerlendirebilmesi şansını getiriyordu. Babasının yaptığı işi öğrendikten sonra ona kendi aklına gelen yenilikleri yaparak yeni şeyler geliştirebilme olanağı veriyordu. Sanayi üretim sisteminde buna ihtiyaç ta, izin de yoktur. Televizyon fabrikasında işçi olarak çalışan birinin bunu yapabilmesi mümkün değildir.  Bu durum kişilerin kendilerini değerlendirmelerini zorlaştırmıştır. Artık onları makineler veya patronları değerlendirebilir.  Bu durumda kişiler bir “çocuk” gibi kendi değerlendirmesini kendi başına yapamaz durumda kalmaktadır. 

Yetişkinliği, davranışlarını ve sonuçlarını kendi görüşleriyle değerlendirebilme gücü ve sorumluluğu diye de tarif edersek, yetişkin olma durumları ortadan kalkmış olmaktadır. Yani fonksiyonel olarak çocuk durumunda kalmaktadırlar*.

Ne yazık ki eğitim sistemi de yetişkin olmaktan çok olmamaya hizmet etmektedir. Kişilerin

 

kendilerindeki değerleri arayıp bulmaya, bunları geliştirmeye değil, birtakım bilgileri en çok “ezberleyebilmeye” dönüktür. İstenenleri en çok ezberleyebilen çocuk, okulda beğenilen, “değerli öğrenci” olmaktadır. Bu bilgilerin ne işe yarayacağını asla bilmesi gerekmemektedir. Bu kadar iyi ezberleyemeyen öğrenciler ise değersizdir. Hatta bu çocuklara “dikkat eksikliği” denmesi şansıı bile vardır.

 

Peki bu durumdan insanlar nasıl çıkabilecektir. Çünkü artık sanayisiz bir topluma gitmeyi hemen hemen hiç kimse istemeyecektir. Kimse buzdalabı, televizyon ya da arabadan ya da akşam elektrik ışığında oturmaktan vazgeçmeyecektir. Bu sisteme uygun insan yetiştiren eğitim sistemi de kendiliğinden değişmeyecektir.

 

Bu değişimin kolay olmadığını, fakat mümkün olduğunu düşünüyorum. Eğer kendi güç yüzüklerimizden vazgeçebilirsek.

 
DİPNOT: Transaksiyonel Analizdeki insanın psikolojik yapısının temel olarak ebeveyn ve çocuk durumlarından oluşmuştur.  Bir insan yetişkin olduğunda bunu yerine göre uygun olanının kullanabilme becerisi kazanmış olmalıdır. Bu sistemde insanın ebeveyn yanının gelişmesi engellenmektedir. Ebeveyn durumuna ihtiyaç olduğunda da kendi özelliğine uygun ebeveyn yapısını geliştirmemiş olduğundan ancak taklit edebilir. Bu deneyde bu yapının işlemiş olması ihtimali yüksek görünmektedir

 

 
   

 

 

 

Bültene Dönüş

 

epios bülten 2007