epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 5   kasım - aralık '07

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
  ONARICI DİYALOGLAR Dr. Nurdan Arıtürk  
 

Çalışma ekibi  suçun çevre üzerindeki bu etkilerini araştırmışlar. Örneğin gaspa uğrayan yaşlı bir kadın, gasptan sonra artık kendi başına sokağa çıkamaz, kendi alışverişini yapamaz hale geldiğini, ihtiyaçlarını alabilmek için hafta sonunu ve oğlunu beklemek zorunda kaldığını, ihtiyaçlarını zamanında karşılayamadığını, çalınan tek şeyin parası olmadığını, hatta bunun önemli olmadığını güveninin kaybolmuş olmasının kendisine çok kötü geldiğini, daha da kötüsünün insanlara inancının azalması olduğunu söylemiş. Oğlu da kendisiyle, alışverişiyle veya gideceği yerlerle ilgilenmek zorunda kalıyormuş. Bunu yapamadığı zamanlarda ise  annesini merak etmesi nedeniyle kendisini kötü hissetmesine neden oluyormuş. Eğitim için yurt dışında bulunan kızı gelememiş, fakat her gün kendisini arayıp sormak zorunda hissetmeye başlamış.. 

Suçlularla görüştüklerinde de çevrede olumsuz etkilere neden olduklarının farkında olmadıklarını görmüşler. Aileleri, komşularının kendilerinden de korkarak uzaklaştıklarını, artık her zaman selam bile vermediklerini söylemişler.  

Bunları görünce, hem mağdurun, hem de suçlunun sorunlarını aşmalarına yarayabilecek bir yol aramışlar. Bu iki taraf arasında bir "diyalog" kurulabilir mi diye düşünmüşler, olabilirliğini araştırmışlar.

 Bundan sonra uygun ortam ve şartların nasıl sağlanabileceği gündeme gelmiş. Hukukçularla birlikte çalışılarak cezaların mağdurlarla birlikte oluşturulabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmış.

 

Hukukçuların, sosyal çalışmacıların, psikolojik destek ekibinin, ve mağdur ve yakınları ile suçlu ve yakınlarının bir arada bulunduğu bir ortamda, nasıl etkilenimler yaşandığının konuşularak, bu bozulan durumun düzeltilebilmesi için ne yapılabileceği konusunda birlikte çalışma amaçlanmış.  Burada düşündüklerinden çok daha fazla şaşırtıcı etkileşimler yaşamışlar.

Örneğin yukarıda bahsettiğimiz gaspa uğrayan kadın ile gaspçısının karşılaşmasında şöyle şeyler yaşanmış.

 

Kadın daha önce kendi başına hayatını sürdürme durumunda iken, şimdi artık çocuklarına veya

 

 

 

başka kişilere muhtaç olduğunu, sokağa çıkamadığını gözleri dolarak söylediğinde,  suçu işleyen kişinin de gözleri dolu dolu bir halde, hapisten çıktıktan sonra onun bütün alışverişlerini ömür boyu kendisinin yapmasını istediğini, buna izin vermesi için yalvardığını görmüşler. Onun bu samimi pişmanlığını gören mağdur da onu affetme eğiliminde olmuş. Hukukçuların da görüşlerinin katılımıyla, ceza önemli bir miktar azaltılmış. Suçlunun söylediği gibi ömür boyu değil fakat mesela bir yıl mağdurun alışveriş ve bazı işlerini suçlunun yapması kararlaştırılmış. Bunun uygulanması sırasında daha sonra bu kişiler arasında dostlukların bile geliştiği görülmüş. Suçun tekrarlama durumu da olmamış. Bunun suçlularla kurulan "diyaloğ"un, onlardaki "utanç" duygusunu onararak "onur"a dönüştürmesi nedeniyle olduğu düşünülmüştür.

Burada tabii ki sosyal çalışmaların hemen hemen dünyada en iyi olduğu bir ülkede ve çok ayrıntılı hazırlıklarla, ilgili kurumların işbirliği ile yapılmış. Tabii ki bunun bütün dünyaya yayılmasını dilerim.

 

Bu bana çok önceden okumuş olduğum, şu anda kaynağını bilmediğim çok etkilendiğim bir sözü hatırlattı. “Her suç topluma sorulmuş bir sorudur”. Bu soruyu soran bir tanede olsa bir toplum olduğunu bilmek bana çok güzel geldi.

 

Ayrıca insanların korkunun etkisiyle, çok kolayca gerekçelendirerek zalimliğe kaymasının (diğer insanı hiç anlamadan, utancını daha da arttırarak o ve onun gibilerin hangi yöntemle olursa olsun toplum yararı için durdurulması)  kolay olduğunu görmek çok etkiledi. Güzel yollarının bulunmasının ancak ciddi ve uzun uğraşlar sonucunda olabileceği hakkındaki bilgimi destekledi. Fakat sonuçları bunun için harcanan enerjiyi çok daha fazlasıyla geri getirecek bir emek.

Söylendiğinde ütopik olarak düşünülecek bir şey "suçlu ile mağdur arasında diyalog" başarılmış.

 

İnsanın, insani değerlerinin ve öneminin farkında olduklarında ve bunu korumak istediklerinde kolay olmasa da güzel bir yolu eninde sonunda bulacaklarının bir örneği olarak çok etkiledi.

Yukarıda anlatılan utanç ve başka bazı duygular insanın sağ ve sol beyni arasındaki diyaloğu bozuyor. Sol beyni suçlayıp, zalimleşip katı kurallar koymaya başlıyor. Bu kadar katı kural ve utanç içinde kalan sağ beyni ise buna isyan edip, öfkeyle kendisine bile zarar verecek şeyler yapmaya başlayabiliyor. Terapi kopan bu iç diyoloğun sağlanması çalışması oluyor. Yol uzun ve zahmetli, fakat sonuçları güzel.

 
 

Bültene Dönüş

 

epios bülten 2007