|
Bu sistemin
oluşumunu Daniel Goleman’ın
“Sosyal Zeka” adlı kitabından bir örnekle
daha anlaşılır kılalım:
“Merhum hipnoterapist Milton Erikson, yirminci yüzyılın başlarında
Nevada’nın küçük bir kasabasında geçen çocukluğunu anlatırdı. Kışların
hayli sert geçtiği bu yerde, onun en büyük zevklerinden biri uyandığında
bütün gece yağan karın her yanı kaplamış olduğunu görmekti.
Böyle günlerde, küçük Milton karlar arasında okula doğru bir iz açan ilk
kişi olmak için telaşla hazırlanırdı. Sonra da bile zikzaklar çizerek
dolambaçlı bir yol izler, çizmeleri ile yeni düşmüş karın içinden ilk
patikayı açardı.
O
yolda ne kadar zikzak çizerse çizsin, arkasından gelen ilk çocuk –sonra
bir diğeri ardından bir sonraki- kaçınılmaz olarak bu en az engelli
patikayı izlerdi. Günün sonunda ise burası sabit bir güzergah, herkesin
izlediği tek yol haline gelirdi.”
Erikson’un
alışanlıkların oluşumunu tariflemek için anlattığı bu yaşantısı
Goleman’ın da vurguladığı gibi beyinlerimizde oluşan öğrenmeleri ya da
bir diğer adı ile nöronlar arasındaki bağlantıların nasıl oluştuğunu
anlamak için de kullanılabilir. Tıpkı bu metaforda olduğu gibi insan
tarafından sıklıkla yapılan her şey daha sağlam ve kalıcı bir nöron
ağının kurulmasına neden olur
Beyinle ilgili
araştırmalar göstermektedir ki beyinde kullanılmayan sinir ağı
şebekeleri zaman içinde sönmektedir. ‘Unutmak’ olarak adlandırdığımız bu
yaşantı, insan beyninde yeni öğrenmeler için alan açmak adına gelişen
bir sistemdir.
Bu yer açma
işleminin ilginç bir örneği görme engelli insanların işitsel sinir
ağlarının kullanılmayan görme hücrelerini işgal ederek kullanmalarıdır.
Bunun anlamı görme engelli birinin işitsel hafızasının çok daha güçlü
olacağı, bir çeşit beyinsel görme yaşayacağıdır.
Yani Beynin bu
sistemi bize açıklanması gereken bir başka soru getirmektedir. Madem
kullanılmayan sinir ağları zaman içinde sönüyor, o halde nasıl oluyor da
yıllar öncesinin deneyimleri sönmüyor ya da kaybolmuyor?
Biliminsanları
yaşanan gerçekliğin şaşırtıcı bir şekilde sadece insan beyninin içinde
gerçekleştiğini söylüyorlar. Çevremizdeki gerçeklik olarak
adlandırdığımız her “şey" |