|
Bu
demektir ki, yeni karşılaştığımız bir durumu yaşantılarken eylemlerimiz
önce prefrontal lobda tasarlanmaktadır. İlginç olan bu tasarım işleminin
saniyenin çok kısa bir diliminde gerçekleşmesi ve bilincimizin çoğu kez
bunu fark etmemesidir.
Bu
tasarımsal sahne, yaşantının sınırlarını belirlediği gibi geçmişteki
deneyim ağını da uyararak onun güçlenmesine neden olur. İşte bu nedenle
zaman yaraları iyileştirici bir güce sahip değildir. Tam aksine zaman
geçtikçe pekişen bazı yaralar ilk andan çok daha güçlü etkilere sahip
olabilirler.
Peki,
ruhsal yaralarımızı iyileştiren ne olabilir?
Bu
sorunun yanıtını araştıran biliminsanlarından biri Los Angeles
California Üniversitesinden Psikiyatr
Allan Schore’dur.
Schore
çalışmalarını insan beyni sinir ağı üzerinde yoğunlaştırmıştır. İnsanın
çevresi ve özellikle anne-babası ile kurduğu ilişkilerin beyin sinir ağı
üzerindeki biçimlendirici etkisini anlamak istemiştir. Kuramını,
etkileşimlerimizin, deneyimlerimizin beynimizdeki sinir ağına nasıl bir
etkisi olduğunu açıklamak üzere geliştirmiştir.
Schore, yıllar boyu etkileşimde olduğumuz dış dünyanın beyinlerimize
taşıdığı uyaranların, sevilme ya da sevilmeme, sarılma ya da itilme,
istenme ya da istenememe gibi yaşantıların
beynimizde güçlü ve kalıcı sinir ağları yarattığını keşfetti.
Schore’a
göre beynin frontal korteksinin gelişimi çocuğun deneyimlerinin
içeriğine göre kurulan bağlantılarla şekillenir. Eğer ebeveynler ya da
bakıcılar (ki bu kadronun içine ilkokul öğretmenlerini de katmak
gerekiyor fikrindeyim) çocuğa bir özne olarak yaklaşır ve onun kendini
bir insan gibi değerli hissetmelerini sağlarlarsa frontal korteks yaşama
karşı güvenli ve içinde beliren fırtınaları en kısa biçimde durduracak
biçimde şekillenir.
Tersi bir
biçimde ise, yani ebeveynlerin, bakıcıların ya da ilkokul
öğretmenlerinin çocuğa karşı duyarsız ya da şiddet dolu davranmaları
durumunda beynin bu kısmında oluşan bağlar kızgınlık, utanç, korku,
kaygı gibi duyguların daha uzun süreli, daha yoğun ve daha sık
yaşanmasına neden olur. Kısacası beyin kendini sakinleştirecek
kimyasalları salgılamakta güçlük çeker. Çünkü sıkıntı kaynakları
kurutulmamış ve güvenli bir dünya algısı gelişmemiş olduğundan sürekli
kendini korumaya odaklanmış bir yapı halini alacaktır.
Canlılar stres altındayken adrenal bezlerden kortizol adını verdiğimiz
bir hormon salgılanır. Kortizol yaraların çabuk iyileşmesi üzerinde de
etkin bir hormondur. |