epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 6  ocak-şubat '08

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
 

YARALARI İYİLEŞTİREN ŞİFACI; ZAMAN...

Psk. Mahmut Şefik Nil

 
 

Ancak kortizolün uzun süreli ve yüksek miktarda salgılanması tersine bir işlev yapar. Özellikle kalp-damar sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde hasarlar yaratır ve şeker hastalığı, hipertansiyon ve beyindeki sinir hücrelerinin tahribi yolu ile belleğe zarar verir. Kortizol belleğe zarar verirken beynin korku ile ilgili olan kısmında büyüme ve yayılmaya neden olur. Bunun anlamı ise özellikle korku duygusunun kontrol edilemeyecek oranda güçlü ve uzun süreli hissedilmesidir. Elbette uzun süreli hissedilen korku, kortizol üretimini tetikler ve böylelikle bir kısır döngüye girilmiş olunur.

 

Peki, böylesi kimyasal değişimler bedensel sağlığımız üzerinde nasıl etkilere sahiptir?

 

Araştırmalar insanların sevdikleri kişilerle ilişkiye girdiklerinde tansiyonlarının olağan puanlara indiğini gösteriyor. Ancak aynı kişiler sorunlu oldukları biri ile karşılaşınca tansiyonlarında artış kaydediliyor. En büyük artışlar ise karışık hisler besledikleri zorba bir ebeveyn, ne yapacağı bilinmeyen sevgili, rekabetçi bir arkadaş ya da zor bir patronun karşısında görülüyor.  BU artış özellikle kişilerin tersini yapmak istemelerine karşın susmak zorunda oldukları zaman iyice tepe puanlara çıkıyor.

 

Bu konuda araştırma yapan biliminsanlarından biri de Sheldon Cohen’dir. Yüzlerce kişi üzerinde yaptığı deneylerde deneklere nezle virüsü bulaştırarak bağışıklık sistemlerinin dayanıklılığını etkileyen faktörleri sayısallaştırmak istemiştir. 

 

Cohen’in bilimsel olarak standartlara uygun inşa ettiği deneyinin sonuçları cidden ilginçtir. 

 

Örneğin sürekli kişisel çatışma yaşayan deneklerin gribe yakalanma olasılığı diğerlerine göre 2.5 kat yüksek bulunmuştur. Bu oran C vitamini eksikliği ya da kronik uykusuzluk yaşayanların risk oranıdır. Sosyal olarak kendini yalıtmış ve ilişki kurma ihtiyacını gidermemiş olan  deneklerin geniş ve tatminkar bir sosyal çevresi olan deneklere göre gribe yakalanma oranları 4.2 kat daha yüksektir ki bu sonuç sigara bağımlılığında bile daha düşüktür. Yani yalnızlık ve yalıtım insana sigaradan daha zararlı etkilere sahiptir.

 

Yine Psikolog Janice Kiecolt-Glaser’in yaptığı deney sonuçlarına göre Alzheimer hastası olan kocalarına bakmak zorunda kalan kadınlardaki bağışıklık sitemini takviye eden bir dizi genin aktivitesinde yaşıtları kadınlara göre %50’lik bir azalma vardı. Bu faktöre bağlı olarak stres altındaki kadınların gövdelerinde açılan bir yaranın iyileşmesi diğer kadınlara göre yaklaşık olarak 9 gün daha uzun sürüyordu

 

Bu konuda verilebilecek bir diğer örnek de hastaneye kaldırılan kalp hastaları üzerinde yapılmıştır. Yakın bir çevresi olmayan ya da duygusal destek alamayanların hastalıklarının nüksetme riski diğerlerine kıyasla 3 kat yüksek bulunmuştur.

 

Çünkü stresle ilgili bir deneye katılan deneklerin streslerini artıran biliminsanları şöyle çalışan bir mekanizmanın varlığını keşfettiler. Stres altındayken salgılanan bağışıklık sisteminin elemanlarından olan T lenfostilerine bağlanmak isteyen damarlar arterleri tıkayacak olan bir madde salgısına başlıyordu. Bu madde bir plaka gibi arterlerin çevresini kaplayarak zaman içinde tıkanmaya neden oluyordu.

Şaşırtıcı olan bu mekanizmanın tetiklenmesi için ciddi büyük olaylara gerek olmamasıdır. Birine göre önemsiz sayılabilecek her hangi bir nedenle bile bu mekanizma tetiklenebiliyordu. Üstelik de tetikleyici mekanizmanın somut bir olay olmasına bile gerek yoktu. Sadece zihinde var olan bir kurgu bile (örneğin kötü beklentiler) bu mekanizmayı harekete geçirebiliyordu. Çünkü stres uyandıran bir şeyi düşünen bir beyini o stresi gerçekte yaşarken harekete geçen mekanizmanın aynısını hayal ettiği anda da çalıştırıyordu.

 

Bu araştırmalar neticesinde cinsiyetler arasında da önemli farklar ortaya çıkıyordu. Örneğin stres altındayken kadınların beyninde daha fazla oksitosin hormonu salgılanıyordu. Oksitosin kadınların süt üretmelerini sağlayan hormonlardan birdir. Bu hormonun bir diğer etkisi ise ilişki kurma kabiliyetimizi artırmasıdır. Örneğin uzun süreli ilişkilerde kadın-erkek tüm cinsiyetler seks hormonları yerine daha fazla oksitosin salgılarla. Böylelikle uzun ilişki seksüel tutkuların azaldığı ancak bir arada olmanın arttığı bir başka zemine kayar.

 

Kadın beyni yapısı nedeniyle daha fazla oksitosin salgılar demiştik. Bu salgı fazlalığı kadınların sadakat, başka biri ile ilişki kurma kabiliyetlerini artırır. Araştırmalar stres altında daha fazla oksitosin salgılayan kadınların çocuklarla ilgilenmek, konuşmak üzere bir dost aramak gibi sosyal ilişkilere yöneldiğini gösteriyor. Psikolog Shelley Taylor’un keşfi olan bu durum kadınların stres altında daha kolay sakinleşmelerini sağlıyor.

 
 

Yazının Devamı

 

epios bülten 2007