epios bülten
bu bültendeki yazılar kaynak gösterilerek izinsiz kullanılabilinir.

sayı 5   kasım - aralık '07

  Bülten Bültenler Arşiv Ana Sayfa  
  YATAKTAKİ FAY HATTI Psk. Mahmut Şefik Nil  
 

Yukarıdaki soruların gerçek yanıtlarının, her bir çift ve ilişki için farklı cümlelerle kurulacağını söylemiş olsak bile ortak bir resme ya da bir işleyiş şemasına ulaşmak mümkündür. Bu şemanın netleşmesi, eşlerin ilişkide bilerek ya da “bilmeyerek” seçtikleri ve yıllarca korudukları stratejilerinin ne olduğunu anlamamızla mümkün olabilecektir.

 

Temel varsayımlarımızdan bir tanesi, “Canlıların hiçbir davranışının nedensiz olmadığı” cümlesidir. En amaçsız görünen canlının bile temel bir hedefi vardır.

 

İlişkide bulunmak en az bir temel hedef için birlikte hareket edebilme kabiliyetinin var olmasına bağlıdır. Bu temel hedef, ilişkide bulunan çiftler için hemen hemen aynı cümlelerle ifade edilen bir hedef olmalıdır. Temel hedeflerin farklı olması çiftlerin çok derin bir yalnızlık yaşadığı anlamına gelir.

 

 Örneğin biri sinemaya, diğeri partiye gitmek isteyen çiftler ya ayrı olacaklardır ya da eşlerden biri stratejik bir sabırla kendi arzusunu yaşacağı bir başka anı kollayarak diğerinin dediğini yapacaktır. Şemamız, tam da bu stratejik sabırlılığın altında yatan arzunun keşfi ile netleşmeye başlayacaktır. Neden çiftlerden biri arzusunu ertelemektedir? Basit bir yanıt bize “Diğeri ile birlikte olmak için.” diyebilecektir.

 

Oysa “gerçek ilişki” olarak tarif ettiğimiz süreç, istediğinde yeniden dönebileceğine duyulan temel bir güven duygusu ile ayrılabilme kabiliyetinin de canlı kalabildiği bir ilişkidir. Yani bir ilişkide bulunmak ayrı eylemlerde bulunabilme özgürlüğünün de korunduğu bir süreçtir. Diğer durumda ise eşlerden en az biri, kendisine bile itiraf edemediği bir nedenle diğerini yalnız bırakamamakta ya da kendisi yalnız kalamamaktadır. Diğeri ise farkında olmasa bu bile kaygıyı beslemekte ve ilişki bu rol değişimi üzerinden devam edip gitmektedir. Şimdi dediklerimizi bir örnekle takip edelim.

 

 

Süleyman Bey ailesi tarafından 17 yaşındayken evlendirilmiş. 15 yıl süren evliliği boyunca kendisi ile aynı yaşta olan eşinden üç tane çocuğu olmuştur. Bir boşanma kararının arifesinde kliniğe başvurarak yardım almak istemişlerdir.

 

Eşi Ayla Hanım, eşinin bir yıl önce babasını bir kazada kaybettiği için ağır bir depresyon geçirdiğini ve bu nedenle akıl almaz, anlamsız bir boşanma talebinde bulunduğunu ifade etmektedir.

 

Süleyman Bey bu bağlantı karşısında çoğu kez sessiz kalmakta ama boşanma kararında bu olayın etkisinin olmadığını da sıklıkla dile getirmektedir. Süleyman Beyin ifade ettiği neden, eşi Ayla Hanım yüzünden kendi ailesi ile bağlarının koptuğu yolundaki gerekçesidir. Süleyman Bey, babasının beklenmedik ölümüyle ailesi ile bağlarının dönüşümsüz olarak koptuğunu fark etmiştir. Ancak daha yıkıcı olan, eşi nedeniyle hayatla olan bağlarının da koptuğunu fark

etmiştir. Bir gün öleceğini sık sık söyleyerek artık hayatını yaşamak istediğinde oldukça ısrarcıdır. Yaşanan her anın bir tarihi vardır ve şu an yaşanan sır, biraz geriden bakıldığında şaşırtıcı bir biçimde anlaşılır hale gelir. Bu nedenle yaşadıkları tarihi daha net anlama ihtiyacı içindeyiz.

 

Süleyman Bey 15 yılık evlilikleri boyunca bir kere Ayla Hanım olmadan kendi ailesi ile görüşemediğini ifade etmektedir. Çünkü her ne zaman Ayla Hanımı evde yalnız bırakmak ve arkadaşları ya da kendi ailesi bir gece geçirmek istese Ayla Hanımın çok şiddetli korkuları nedeni ile eve dönmek zorunda kaldığını söylemektedir.

 

Ayla Hanım kırılmış bir şekilde, yalnızlıktan gerçekten korktuğu için Süleyman Beyin gitmesini istemediğini, onun evde olmadığı birkaç gece “Hırsız gelecek.” şeklinde artan bir huzursuzluk nedeni ile uyuyamadığını, hatta ağlayarak gün doğumunu beklediğini anımsamaktadır. Bu korkusunu bir türlü denetleyemediğini, hatta en büyüğü on dört yaşında olan erkek çocuğunun varlığının bile kendisini yatıştıramadığını söylemektedir.

 

Uzayıp giden seanslarda dikkatimi çeken temel işleyiş birbiri ile var olan iki cümledir. Ayla hanımın temel cümlesi “Eşim tarafından korunmalıyım.” cümlesi iken, Süleyman Beyin temel cümlesi “Eşimi korumalıyım.” şeklinde ifade bulmaktadır.

 

Uzun yıllar boyunca birçok konuda tartışan Süleyman Bey ve Ayla Hanım, kendi içlerinde kurdukları bu iki cümleyi fark etmemişlerdir. Yani Süleyman Bey “Neden ben eşimi korumak zorundayım?” sorusunu kültürel ve ahlaki nedenlerle asla kendisine sormamıştır.

 
 

Yazının Devamı

 

epios bülten 2007