| ANNE BABADAN FARKLI BİRİ OL-A-MAMAK... |
|
Anne-baba olacağını öğrenmek insanı değiştiren bir haberdir. Bu haberi alan insan artık eski gibi değildir. Yaklaşık 9 ay sürecek olan hazırlık sürecinde sürekli olarak yeni gelecek kişi ile ilgili hazırlıklar yapar, hayaller kurar. Yüzü nasıl olacak, saçları ne renk, gözleri kime benzeyecek, tüm organları sağlıklı olacak mı? Bedensel merakların dışında bir başka boyuta dair hayalleri de başlar insanın: “Keşke gülümserken babası gibi baksa, annesi gibi çabucak affa çevirebilse kızgınlığını yada sakin kalabilse herkes telaşlıyken… Doğacak çocuğun, kişiliğini tanımlayan bu özelliklerini alabileceği tek yer anne babadır. Araştırmalar kişilik özelliklerimizin nasıl aktarıldığını anlamaya çalışıyor. Ancak bu konudaki akış şemasını netleştirecek kesin bir bulgumuz henüz yok. Ancak, güçlü tahminler var. Bir kısım bilim insanı kişilik özelliklerinin anne babanın davranışlarına bakarak çocuk tarafından önce taklit edildiğini, sonra tekrarlana tekrarlana iyice yerleştiğini ve kişilik özelliği olduğunu savunuyor. Bu savunularını desteklemek için anne-babalar ve çocukları ile ilgili gözlem ve görüşmeler yapıyorlar. Bulgular beklentilerini destekliyor. Anne babanın yapısı karma bir şekilde çocukta görünür oluyor. Bu nedenle “Kişilik özellikleri öğrenilir.” diyen bilim insanları bu benzerlikleri fikirlerinin kanıtları olarak yorumluyorlar. Bir kısım bilim insanı ise, kişilik özelliklerinin beyin hücrelerine yerleşmiş bir şekilde anne babadan alındığını söylüyor. Bu gruba göre kişilik özelliklerimizi belirleyen kimyasal yapımız, aynı tırnak şeklimiz ya da diş biçimimiz gibi anne ya da babadan alınıyor. Bir grup bilim insanı kanıtlarını ayrı yetiştirilmiş tek yumurta ikizlerinden ya da depresyon, psikoz gibi insan beyninin yapısı üzerinde etkili hastalıkları geçirmiş anne babalar ve çocuklarının beyin araştırmalarına dayandırıyor. Anne ya da babasında psikoz olan bir çocuğun psikotik bir yaşantıya girme olasılığı çok daha fazla olabiliyor. Bu nedenle psikiyatri kliniklerinde en sık sorulan sorulardan birisi: “Yakın akrabalar arasında intihar ya da bir hastanede yatmayı, ilaç tedavisi almayı gerektirecek nitelikte bir ruhsal hastalık yaşandı mı? (genetik yüklülük var mı?)” şeklinde oluyor. Anne babaları dışında birileri tarafından yetiştirilmek zorunda kalmış çocuklar, örneğin yetiştirme yurtlarında yaşayan çocuklar üzerinde yapılan gözlemler, böyle çocukların aynı sistemden geçmelerine rağmen farklı kişilik özelikleri geliştirdiklerini gösteriyor. Aynı bakıcılar tarafından yetiştirilmiş olan çocuklar birbirinden farklı kişilik özelliklerine sahip oluyorlar. Aslında çok uzağa gitmeye gerek bile duymayan gözlemlerimiz var. Aynı anne baba tarafından yetiştirilen iki çocuk bir yerde farklı kişilik yapılarına sahip oluyorlar. Tek yumurta ikizi olan kardeşlerde bile kişilik özelikleri, diğer insanlardan daha fazla ortak noktalara sahip olsa bile derin ve güçlü farklılıklar gösterebiliyor. Anne babalar sık sık iki kardeş arasındaki farklılıklara hayret ettiklerini belirten cümleler kuruyorlar. İşin açığı onlar da tam anlamıyla iki insanın nasıl farklılaştığını anlayamıyorlar. Ama bilim insanları kişiliğin kimyasal/genetik bir yapısı olduğuna dair kanıtlar olarak bu gözlemleri de ileri sürüyorlar. İşin garip yanı iki kesim bilim insanının da fikrinde ısrar etmesini sağlayacak ölçüde sağlam kanıtları ve bilimsel araştırma sonuçlarına sahip olmaları. Kişilik özeliklerinin nasıl geçtiği konusunda bilim insanları ikiye ayrılmış olsa bile birleştikleri bir tek yer var, kişilik özellikleri çocuğa anne babadan aktarılıyor. Bu yol, ister genlerimiz gibi kimyasal bileşimlerle, isterse model olma yolu ile öğrenmeler şeklinde olsun. Burak 9 yaşında bir ilkokul öğrencisi. Kliniğe sınıf öğretmeninin isteği üzerine annesi tarafından getirilmiş. Genel olarak bakıldığında çok hareketli, sorulan sorulara yanıt verirken nefes nefese kalıyor, sürekli olarak konu değiştiriyor. Sınıf öğretmenine göre sorun olan tek konu dersler sırasında Burak'ın sürekli başka şeylerle meşgul olması. Eğer bir şeyler ile uğraşmıyorsa derslerde hayal kurarak kopması da bir diğer sorun. Her görüşmenin ardından Burak'ın annesi ile kısa bir planlama görüşmesi yaparak sürecin nasıl ilerlediğini paylaşıyoruz ve önümüzdeki hafta ile ilgili planlamamızı yapıyoruz. Annesine sık sık Burak'ın konuyu değiştirmek için nasıl stratejileri olduğu hakkındaki gözlemlerimi aktararak hareketliliği konusuna girmek istemediğini çünkü bu hareketliliğin bir strateji olduğu yönündeki gözlemimi paylaşıyorum. Annesi de Burak'ın genel olarak hoşlanmadığı bir konu açıldığında bu şekilde hareket ederek gündemi kaydırdığını söylüyor. Bir süre sonra bir test ihtiyacım oluyor ve Burak'ı yönlendiriyorum. Gelen sonuçlar bir hiperaktivite tablosundan daha derin konular olduğunu düşündürüyor. Anne ile sonuçlar hakkında bir görüşme yapıyorum ve terapi planlamamız, annenin Burak üzerindeki etkileri nedeniyle, bir süre anne ile görüşme şeklinde yeniden yapılanıyor. Bu görüşmeler sırasında annesinin de aynı Burak gibi tepkiler verdiğini gözlüyorum. Kendini zorlayan bir konuya gelindiğinde hemen kısa yanıtlarla konuyu değiştiriyor, başka bir konuya sıçrıyor, birden gergin ve telaşlı bir ruh haline bürünüveriyor. Annesine gözlemlerimi aktarıyorum ve Burak'la arasındaki müthiş benzerliği hiç fark etmediğini ancak ben söyleyince çok iyi anladığını ifade ediyor. Bir süre sonra terapilerde kendini ürküten konuların altındaki kişisel sıkıntısını fark edip daha rahatlıyor. Burak'la ilişkisine de yansıyan bu sürecin sonunda bir gün annesi ile kliniğe gelen Burak kendiliğinden bana bir iyi bir de kötü hayal kurduğunu söylüyor ve kendini telaşsızca açmaya başlıyor. Anne babalar sık sık kendi olumlu buldukları özelliklerinin çocuklarında belirdiğini görünce memnun olurlar. Ancak kendilerinin de memnun olmadıkları yanlarını çocuklarında görünce telaşlanırlar ve o durumla kendileri başa çıkamadıkları için çocuklarına da etkin bir başa çıkma yolu öğretmekte güçlük yaşarlar. Klasik örnekle, fareden korkan bir anne fareden korkan çocuğun korkusunu yatıştıracak algıları çocuğuna aktaramaz. Eğer bu olumsuz özellikler anne babanın farkında olmadığı özelliklerse işler iyice karışır ve kaynağı belirsiz bir yerden geliyor gibi görünen kişilik özellikleri anne baba çocuk arasında oldukça yaralayıcı ilişkilere neden olur. Her ne kadar kişiliğin tüm temelleri, genetik ve rol alma yolu ile anne babadan çocuğa geçse bile bir süre sonra çocuğun başka kaynaklarla girdiği etkileşimler kişiliğine daha farklı renk tonları katılmasına neden olur. Kişilik, sosyal çevre, yaşadığı kültür ve çağ, çocuğun kişisel tarihi gibi diğer kaynaklardan etkilenir ve çocuğun anne babadan daha farklı bir yapı geliştirmesine neden olur. Tahmin edersiniz ki bu yapısal değişim en yoğun olarak ergenlik döneminde ifade edilmeye başlanır. Tam da bu dönemde anne baba çocuğunu tanımakta güçlük çeker ve ilerisi için çok yoğun kaygılanır. Çocuğun cinsel ve duygusal deneme yanılma dönemi olan ergenlikte karşılaştığı güçlüklerin çözümü için özellikle akranlarını gözlemeye ve onlar gibi davranmaya başlaması, anne babadan ayrımlaşmanın ilk habercileri olur. Bir çok ergen bu dönemde anne babası gibi bir ebeveyn olmak istediğine karar vererek onlardan ayrılma sürecine daha çok hazırlanır. Sık yaşadığım bir gözlem ise anne babasının yaşına geldiğinde genellikle çok da farklı davranamadığı şeklinde olmuştur. Anne baba ve çocuk arasındaki kişilik farklılaşmasının en önemli kaynaklarından birisi de yaşanan çağ ve kültürün etkileridir. Bu konuyu “Kuşaklar Çatışması” başlıklı yazımızdan takip edebilirsiniz.
|
|
Psk. Mahmut Şefik Nil |