|
İnsanlık tarihi boyunca
sanat, kişilerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olmuştur. Bu
ifade biçimi farkında olduğumuz ya da olmadığımız iç dünyamızın,
duygularımızın, yaşantılarımızın yani halimizin dışavurumsal bir
anlatımıdır. Bu anlatım bazen kullandığımız renkte, bazen çizgide, bazen
de bir fırça vuruşunda ve tabiî ki bunların bütününde yansımasını bulur.
Terapilerde sanatın kullanımı özellikle son dönemlerde önemsenen ve
etkin kullanılan bir yöntemdir.
Bu makalemizde sanat
terapisi anlayışı açısından Picasso’nun bazı eserlerine bakarak
-sanatçının kişilik yapısını açıklamaktan çok- ruh dünyasından dışa
vurduğu duygularını anlamaya çalışacağız. Örnek eser olarak Picasso’nun
1930 yılında yapmış olduğu ve “sanatçının bireysel dünyasını yansıttığı
ve sergi amaçlı yapılmayan küçük bir tablosudur.” değerlendirmesi
yapılan “Çarmıha Geriliş” adlı tablosunu ele alacağız.
Bu tabloyu anlamak için bazı
bilgileri anımsamaya ihtiyacımız olacak. İlk önce Picasso’nun bu tabloyu
çizmeden önceki dönemlerine ait bilgilerimizi tazeleyelim. Picasso’nun
sürecine tanıklık eden tabloları aynı zamanda sanatçının bir dönemini
yansıtmaktadır. Dostu Casagemas’ın ölümünü yansıttığı “Çağrı
Casagemas’ın Toprağa Verilişi” adlı resim aynı zamanda mavi dönemin
başlangıcı olmuştur. Casagemas, Paris’te Germenie’e olan aşkına
karşılık bulamayınca intihar eder. Picasso dostunun ölümünden
etkilenir ve hissetliklerini tabloları aracılığı ile anlatır. Picasso,
dostunun ölümüyle resimleri aracılığı ile yüzleşmeye çalışmıştır. Bu
durumu kendi sözleri ile şöyle ifade ettiği söylenir: “Casagemas’ın
öldüğünü anladığımda mavi resimler yapmaya başladım.”
Picasso için resim, dünyayı anlamak, dünya ile yüzleşmek, dünyayı içine
sindirmek için araç gibi görüyordu, denir. Anlamak, Picasso’ ya
göre; gözlemlemek ve kavramaktır.
“Çağrı Casagemas’ın Toprağa
Verilişi” adlı resimde ve daha sonraki resimlerinde de Picasso ölümle
yüz yüze gelecektir. Mavi Dönem resimlerinde özellikle ölümü çağrıştıran
öğeler alttan alta kullanılacaktır. Tabloda Picasso’nun ölüm konusuna
yaklaşımı, tanrı tanımaz olmasa da dinle pek ilintili olmadığı söylenir.
Bahsedilen tabloda ölünün ruhunu cennete taşıyan beyaz küheylanın
çevresini saran melekler korosunun yerini, kutsal bulutlara sere serpe
uzanan ve üstünde siyah çoraplarından başka giysisi olmayan sokak
kadınları almıştır. Çarmıha Geriliş tablosunda da dinsel figürler benzer
bir anlatımla resme yansıyacaktır.
Mavi Dönem yaptığı
resimlerde Picasso sadece ölümü değil yalnızlık ve sevgisizlik gibi
konuları yoğun olarak işlemiştir. Deniz Kıyısındaki Yoksullar da bu
resimlerinden biridir.
Mavi Dönemin ardından Pembe
Dönem gelmektedir. Bu dönemde yoksulluğun, bunalımın, sakatların,
körlerin yerini soytarılar, ip cambazları ve palyaçolar alır. Belki de
sanatçı karamsarlığından sıyrılmak istemiştir. Ancak; sirk dünyasının
insanlarında da hüzünlü bir mutluluk vardır. Pembe dönem olarak
adlandırılan bu süreçte yoksulluğun güzel bir yanı var gibidir…(1) John
Berger eleştirisinde der ki “ Zenginler, yoksulların yalnızlığını
düşünmekten hoşlanır: Sanatçının bu dönem resimlerinin, sonradan
zenginler arasında rağbet görmesinin bir nedeni de budur.”(2)
Bu dönemde Picasso; geçmiş,
gelecek, planlar, neden ve sonuç- bunların hepsini bir yana bırakmış
yalnızca yaşadığı deneyimi önemsemiştir. Picasso’nun, kendini bütünüyle
elindeki fikre ve yaşadığı ana verdiği ve resimlerinde öykü anlatmayıp
bir durum gösterdiği ifade edilir.
Panayır Cambazları(1905)
adlı tablosunda bir cambaz ailesini resmetmiştir... Cambaz ailesini ele
alışında, bir kez daha kusursuz güzellik anlayışına yönelmiştir. Sanki
klasik güzellik anlatışının tüm kurallarını göstermek ister gibidir. Bir
sonraki dönem kaçınılmaz olarak bu kuralların sorgulanışı, yani kübizm
aracılığı ile olacaktır.
Kübizmde, Mavi Dönemin açığa
vurmaktan çekinmeyen dokunaklığına ya da Pembe Dönemin sokulgan
estetizmine ve hüznüne yer yoktur. Picasso, ancak Kübist Dönemin sonunda
daha geleneksel kalıplara dönebilmiştir.(1)
Buraya kadar sanatçının
dönemlerinin resmine nasıl yansıdığına değinmeye çalıştık. Çarmıha
Geriliş tablosu sanatçının 1930 yıllında yapmış olduğu bir tablosudur.
Tabloda her türlü görünüm vardır. Dinsel, resim tarihine ait, ilksel
sanatlara ait, ressamın düzenli araştırmalarına ait, sanatçının bireysel
yaşamına ait görünümler… Bu tablo ile sanatçının aynı zamanda başka
kültürlere ve mitlere gönderme yaptığı söylenir.(3) Bütün bu
görünümlerin bahsedilen tabloda nasıl yansıdığını figürlerin bazılarına
bakarak anlayabiliriz.
Tablodaki karakterler Maria
Magdelena*, Bakire Meryem ve İsa dinsel görünümleri temsil etmektedir.
Picasso, bu figürleri daha önceki resimlerinde ve desenlerinde de
defalarca çalışmıştı. Yapmış olduğu bir desende Maria Magdelena’nın
İsa’nın cinsel organını işerken tuttuğu görülmektedir. Picasso’nun
yapmak istediğinin eski resimlerde görülen İsa’nın erkek gücü temasını
başka bir şekilde sunmaktır. Bu desenin aynı zamanda 1930 tarihli
tablosunun bir tür taslağı olduğu söylenir.
Resmin diğer karakterlerine
baktığımızda İsa’nın beyaz figürü üzerine yapıştırılmış gibi görünen
diğer figür büyük olasılıkla Bakire Meryem olduğu düşünülmektedir.
Bakire Meryem’in başı tıpkı bir balık kafası gibidir. Gözleri belirgin
ağzı açık ve dişleri görülmektedir. Aynı yüz ve ağzı sanatçının “Öpücük”
çalışması ve “Kırmızı Koltuk” adlı resimde görmek mümkündür.
Ortaçağ dini anlatımlarında
ya da düş yorumlarında sık rastlanan metaforik anlatım biçimi “Çarmıha
Geriliş” tablosunda da görülmektedir. Kuş başlı asker, canavar
başlı Maria Magdelena ya da yamyam olarak resmedilen Meryem sanki bir
kâbusun hem hayvana hem de insana ait dünyasını yansıtır.

Çarmıha Geriliş
Resimdeki (Çarmıha Geriliş)
karakterler tıpkı mısır resimlerinde olduğu gibi aynı anda hem yüzden
hem de profilden verilmiştir. Aynı zamanda karakterlerin anatomiye
aykırı dağılımları ve çokluğu dikkat çekmektedir. (3) Picasso, 1913’te
yapmış olduğu portrelerde yandan ve önden görüntüleri bir arada
kullanmış, yandan görünüş çizgilerini yuvarlak bir başın ortasına
yerleştirerek uygularken bu kez bir adım daha ileri gitmiştir. Kızın
başı yandan görünüşü ile yapılmıştır ama diğer gözü de
görülebilmektedir. Böylece yüzün önden görünüşünü de sezinlibiliriz.
(1)Picasso yüzdeki bu görünüşleri “İçeride Resim Çizen Kız”(1935), “Dora
Maar’ın Tablosu” (1937) ve Ağlayan Kadın(1937) gibi sonraki dönem
tablolarında kullanır.
Bir ateist olan Picasso,
yapıtlarında ilk kez dinsel konu işlemiyordu. Çarmıha Geriliş
tablosundan önce de Picasso’nun dinsel öğeler içeren çalışmaları
olmuştur. Çarmıh’taki İsa (1902), Kutsal Topraklarda Çarmıha Geriliş
(1903), Çarmıha Gerilmiş İsa (1906), Köpek Başı (1912), Çarmıha Gerilmiş
İsa (1916), Dua Eden Kadın (1919), İsa’nın Yüzü (1921) adlı tabloları
dinsel temalar içermekteydi. Ayrıca kübist döneminde de haç temasına yer
verdiğini görürüz.
1927 yılına ait desenlerde
görülen İsa, sonraki resimlerinde olduğu gibi fark edilen gövdeye ve
ayrıntılı çizilmiş bir başa sahiptir. 1930 yılına ait olan “Çarmıha
Geriliş” adlı tabloda, İsa elleri iyice yukarıda, çocuk kadar kırılgan
bir görünüme sahip, üç nokta gibi duran gözleri ve ağzı ile bir anlamda
sikrat heykellerini anımsatmaktadır. Picasso, İberya ve Afrika
heykelleri ile ilgilenmiş, araştırmalar yapmıştır. Bu heykellerle
birlikte eski çağlardan süzülüp gelmiş formlar Picasso’ya doğal
örneklerden stilize edilmiş biçimler yaratma, bunları geometrik desenler
olarak düzenleme ve en sonunda en köktenci bir yaklaşımla deforme etme
esini vermiştir, denir. Picasso, bunları açık yüreklilikle ve sınırsızca
resmine taşımıştır.
Bir İspanyol olarak boğa
güreşleri ilgisini çeken Picasso’nun resimlerinde boğa imgesi de (Thero)
sıkça görülmektedir. Onun resimlerinde boğa ya can çekişiyor ya da
öfkeden kudurmuş: insan, hayvan önüne ne çıkarsa saldırıyor olarak
aktarılmıştır.(3)
Bu arada Minotor* da
mitolojiden çıkıp Picasso’nun resimlerinde yerini almıştır. Picasso,
1930–37 yılları arasında 100 yakın kazı resim yapmıştı. (1933’de çini
mürekkebi ile “Minotor ve Çıplak”,1935’de “Minotauromachie”.) Boğa
başlı canavar miti sanatçının çizimleri ile grafik çalışmalarında da
önem kazanmıştır. Canavar kimi zaman hayvansı ve yabanıldır, kimi zaman
sanatçının atölyesinde çılgın eğlencelere katılır, kimileyin ölümcül
yaralar almış arenada yere serilmiştir. Kimileyin de uyuyan güzeli okşar
olarak yer almıştır.(1)
İtalya dönüşünde bu figürü
bir süre irdelemiş ancak kendisini neden onunla özdeşleştirdiğini,
gerçek üstücülerin Freud psikolojisinden etkilenmiş ilkeleri aracılığı
ile kavrayabilmişti. Minotor, kendi dürtüleri ile toplumun beklentileri
arasında kalan, uçlarda gezinen sanatçının simgesi olduğu söylenir.
Picasso, minotor için şunu
söyler : “Gezip dolaştığım bütün yerler bir haritada işaretlense ve bir
çizgi ile birbirine bağlansa, ortaya çıkan şey minotor’ a benzerdi.”
(4)
Yaşamı boyunca, Picasso’ un,
İsa’nın yüzünü, Thero’ u ve Minotor ’u çizmeye devam ettiği
görülmektedir. Picasso için bu üç karakter kendi ruhsal dünyasına ait
dışavurumların temsilleri olmuştur. Zaman zaman kendi portrelerini
resmeden Picasso bu dönemden sonra yukarıdaki karakterlerin birleştiği
bir portre yapmıştır. Picasso yaşamında görülen ruhsal karmaşalarla
resimleri aracılığı ile yüzleşmeye çalışmıştır.
*
Minotor, Girit’ den günümüze kadar korunabilmiş mitolojik sembollerden
biridir. Minos kralı kıyamadığı için kara boğayı deniz tanrısı
Pasedion’a kurban etmeyince, Pasedion çok öfkelenir. İntikam almak için
kralın karısını kendisine âşık eder ve bu ilişkiden boğa başlı insan
vücutlu minator doğar. Pasedion’un simgesi boğa 1200 odalı Knossos
sarayının labirentlerinde tutulur. Minotor her yıl yedi genç kız ve yedi
genç erkek bir boğa ile ringe çıkarlar. Çünkü minotor insan kanıyla
beslenir.
*M. Magdelena, Azize Meryem
diye anılmaktadır. İsa’nın ünlü müritlerinden ve Lukas incilinin
günahkâr kadını olduğu söylenir. Markos ve Yuhanna İncillerine göre; İsa
dirildikten sonra ilk gören kişi. Luka ve Markos İncillerine göre;
İsa’nın Azize Meryem’ den yedi cin çıkardığı kabul edilir. Dört İncil’e
göre; İsa’nın çarmıha gerilmesi veya gömülmesinde hazır bulunmuştur.
KAYNAKLAR
BERGER, John; Picasso’nun
Başarısı ve Başarısızlığı, Metis Yayınları, Eylül 2003.
DORE, Ashton; Picasso
Konuşuyor, Ütopya Yayınevi, Mart 2001.
Resim Neyi Anlatır;
Pablo Picasso 1881–1973 Çarmıha Geriliş, Dijital Kültür VCD.
WALTHER, İngo F. ;Picasso-
Pablo Picasso 1881–1973 Yüzyılın Dâhisi, Taschen/ Remzi Kitapevi, 2005.
|