AYLIK BÜLTEN

 PİCASSO'NUN YÜZÜ

ekim-kasım '06    sayı:1

 

İnsanlık tarihi boyunca sanat, kişilerin kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olmuştur. Bu ifade biçimi farkında olduğumuz ya da olmadığımız iç dünyamızın, duygularımızın, yaşantılarımızın yani halimizin dışavurumsal bir anlatımıdır. Bu anlatım bazen kullandığımız renkte, bazen çizgide, bazen de bir fırça vuruşunda ve tabiî ki bunların bütününde yansımasını bulur. Terapilerde sanatın kullanımı özellikle son dönemlerde önemsenen ve etkin kullanılan bir yöntemdir.

 

Bu makalemizde sanat terapisi anlayışı açısından Picasso’nun bazı eserlerine bakarak -sanatçının kişilik yapısını açıklamaktan çok- ruh dünyasından dışa vurduğu duygularını anlamaya çalışacağız. Örnek eser olarak Picasso’nun 1930 yılında yapmış olduğu ve “sanatçının bireysel dünyasını yansıttığı ve sergi amaçlı yapılmayan küçük bir tablosudur.” değerlendirmesi yapılan “Çarmıha Geriliş” adlı tablosunu ele alacağız.

 

Bu tabloyu anlamak için bazı bilgileri anımsamaya ihtiyacımız olacak. İlk önce Picasso’nun bu tabloyu çizmeden önceki dönemlerine ait bilgilerimizi tazeleyelim. Picasso’nun sürecine tanıklık eden tabloları aynı zamanda sanatçının bir dönemini yansıtmaktadır. Dostu Casagemas’ın ölümünü yansıttığı “Çağrı Casagemas’ın Toprağa Verilişi” adlı resim aynı zamanda mavi dönemin başlangıcı olmuştur.  Casagemas, Paris’te Germenie’e olan aşkına karşılık bulamayınca intihar eder.  Picasso dostunun ölümünden etkilenir ve hissetliklerini tabloları aracılığı ile anlatır. Picasso, dostunun ölümüyle resimleri aracılığı ile yüzleşmeye çalışmıştır. Bu durumu kendi sözleri ile şöyle ifade ettiği söylenir: “Casagemas’ın öldüğünü anladığımda mavi resimler yapmaya başladım.”   Picasso için resim, dünyayı anlamak, dünya ile yüzleşmek, dünyayı içine sindirmek için araç gibi görüyordu, denir.  Anlamak, Picasso’ ya göre; gözlemlemek ve kavramaktır.

 

“Çağrı Casagemas’ın Toprağa Verilişi” adlı resimde ve daha sonraki resimlerinde de Picasso ölümle yüz yüze gelecektir. Mavi Dönem resimlerinde özellikle ölümü çağrıştıran öğeler alttan alta kullanılacaktır. Tabloda Picasso’nun ölüm konusuna yaklaşımı, tanrı tanımaz olmasa da dinle pek ilintili olmadığı söylenir. Bahsedilen tabloda ölünün ruhunu cennete taşıyan beyaz küheylanın çevresini saran melekler korosunun yerini, kutsal bulutlara sere serpe uzanan ve üstünde siyah çoraplarından başka giysisi olmayan sokak kadınları almıştır. Çarmıha Geriliş tablosunda da dinsel figürler benzer bir anlatımla resme yansıyacaktır.

 

Mavi Dönem yaptığı resimlerde Picasso sadece ölümü değil yalnızlık ve sevgisizlik gibi konuları yoğun olarak işlemiştir. Deniz Kıyısındaki Yoksullar da bu resimlerinden biridir.

 

Mavi Dönemin ardından Pembe Dönem gelmektedir. Bu dönemde yoksulluğun, bunalımın, sakatların, körlerin yerini soytarılar, ip cambazları ve palyaçolar alır. Belki de sanatçı karamsarlığından sıyrılmak istemiştir. Ancak; sirk dünyasının insanlarında da hüzünlü bir mutluluk vardır. Pembe dönem olarak adlandırılan bu süreçte yoksulluğun güzel bir yanı var gibidir…(1) John Berger eleştirisinde der ki “ Zenginler, yoksulların yalnızlığını düşünmekten hoşlanır: Sanatçının bu dönem resimlerinin, sonradan zenginler arasında rağbet görmesinin bir nedeni de budur.”(2)

 

Bu dönemde Picasso; geçmiş, gelecek, planlar, neden ve sonuç- bunların hepsini bir yana bırakmış yalnızca yaşadığı deneyimi önemsemiştir. Picasso’nun, kendini bütünüyle elindeki fikre ve yaşadığı ana verdiği ve resimlerinde öykü anlatmayıp bir durum gösterdiği ifade edilir.

 

Panayır Cambazları(1905) adlı tablosunda bir cambaz ailesini resmetmiştir... Cambaz ailesini ele alışında, bir kez daha kusursuz güzellik anlayışına yönelmiştir. Sanki klasik güzellik anlatışının tüm kurallarını göstermek ister gibidir. Bir sonraki dönem kaçınılmaz olarak bu kuralların sorgulanışı, yani kübizm aracılığı ile olacaktır.

Kübizmde, Mavi Dönemin açığa vurmaktan çekinmeyen dokunaklığına ya da Pembe Dönemin sokulgan estetizmine ve hüznüne yer yoktur. Picasso, ancak Kübist Dönemin sonunda daha geleneksel kalıplara dönebilmiştir.(1) 

                                                                                                                                     

Buraya kadar sanatçının dönemlerinin resmine nasıl yansıdığına değinmeye çalıştık. Çarmıha Geriliş tablosu sanatçının 1930 yıllında yapmış olduğu bir tablosudur. Tabloda her türlü görünüm vardır. Dinsel, resim tarihine ait, ilksel sanatlara ait, ressamın düzenli araştırmalarına ait, sanatçının bireysel yaşamına ait görünümler… Bu tablo ile sanatçının aynı zamanda başka kültürlere ve mitlere gönderme yaptığı söylenir.(3) Bütün bu görünümlerin bahsedilen tabloda nasıl yansıdığını figürlerin bazılarına bakarak anlayabiliriz.

 

Tablodaki karakterler Maria Magdelena*, Bakire Meryem ve İsa dinsel görünümleri temsil etmektedir.  Picasso, bu figürleri daha önceki resimlerinde ve desenlerinde de defalarca çalışmıştı. Yapmış olduğu bir desende Maria Magdelena’nın İsa’nın cinsel organını işerken tuttuğu görülmektedir. Picasso’nun yapmak istediğinin eski resimlerde görülen İsa’nın erkek gücü temasını başka bir şekilde sunmaktır. Bu desenin aynı zamanda 1930 tarihli tablosunun bir tür taslağı olduğu söylenir.

 

Resmin diğer karakterlerine baktığımızda İsa’nın beyaz figürü üzerine yapıştırılmış gibi görünen diğer figür büyük olasılıkla Bakire Meryem olduğu düşünülmektedir. Bakire Meryem’in başı tıpkı bir balık kafası gibidir. Gözleri belirgin ağzı açık ve dişleri görülmektedir. Aynı yüz ve ağzı sanatçının “Öpücük” çalışması ve “Kırmızı Koltuk” adlı resimde görmek mümkündür.

 

Ortaçağ dini anlatımlarında ya da düş yorumlarında sık rastlanan metaforik anlatım biçimi “Çarmıha Geriliş” tablosunda da görülmektedir.  Kuş başlı asker, canavar başlı Maria Magdelena ya da yamyam olarak resmedilen Meryem sanki bir kâbusun hem hayvana hem de insana ait dünyasını yansıtır.

 

 

Çarmıha Geriliş

 

Resimdeki (Çarmıha Geriliş) karakterler tıpkı mısır resimlerinde olduğu gibi aynı anda hem yüzden hem de profilden verilmiştir. Aynı zamanda karakterlerin anatomiye aykırı dağılımları ve çokluğu dikkat çekmektedir. (3) Picasso, 1913’te yapmış olduğu portrelerde yandan ve önden görüntüleri bir arada kullanmış, yandan görünüş çizgilerini yuvarlak bir başın ortasına yerleştirerek uygularken bu kez bir adım daha ileri gitmiştir. Kızın başı yandan görünüşü ile yapılmıştır ama diğer gözü de görülebilmektedir. Böylece yüzün önden görünüşünü de sezinlibiliriz. (1)Picasso yüzdeki bu görünüşleri “İçeride Resim Çizen Kız”(1935), “Dora Maar’ın Tablosu” (1937) ve Ağlayan Kadın(1937) gibi sonraki dönem tablolarında kullanır.

 

Bir ateist olan Picasso, yapıtlarında ilk kez dinsel konu işlemiyordu. Çarmıha Geriliş tablosundan önce de Picasso’nun dinsel öğeler içeren çalışmaları olmuştur. Çarmıh’taki İsa (1902), Kutsal Topraklarda Çarmıha Geriliş (1903), Çarmıha Gerilmiş İsa (1906), Köpek Başı (1912), Çarmıha Gerilmiş İsa (1916), Dua Eden Kadın (1919), İsa’nın Yüzü (1921) adlı tabloları dinsel temalar içermekteydi. Ayrıca kübist döneminde de haç temasına yer verdiğini görürüz.

 

1927 yılına ait desenlerde görülen İsa, sonraki resimlerinde olduğu gibi fark edilen gövdeye ve ayrıntılı çizilmiş bir başa sahiptir. 1930 yılına ait olan “Çarmıha Geriliş” adlı tabloda, İsa elleri iyice yukarıda, çocuk kadar kırılgan bir görünüme sahip, üç nokta gibi duran gözleri ve ağzı ile bir anlamda sikrat heykellerini anımsatmaktadır. Picasso, İberya ve Afrika heykelleri ile ilgilenmiş, araştırmalar yapmıştır. Bu heykellerle birlikte eski çağlardan süzülüp gelmiş formlar Picasso’ya doğal örneklerden stilize edilmiş biçimler yaratma, bunları geometrik desenler olarak düzenleme ve en sonunda en köktenci bir yaklaşımla deforme etme esini vermiştir, denir. Picasso, bunları açık yüreklilikle ve sınırsızca resmine taşımıştır.

 

Bir İspanyol olarak boğa güreşleri ilgisini çeken Picasso’nun resimlerinde boğa imgesi de (Thero) sıkça görülmektedir. Onun resimlerinde boğa ya can çekişiyor ya da öfkeden kudurmuş: insan, hayvan önüne ne çıkarsa saldırıyor olarak aktarılmıştır.(3)

 

Bu arada Minotor* da mitolojiden çıkıp Picasso’nun resimlerinde yerini almıştır. Picasso, 1930–37 yılları arasında 100 yakın kazı resim yapmıştı. (1933’de çini mürekkebi ile “Minotor ve Çıplak”,1935’de “Minotauromachie”.)  Boğa başlı canavar miti sanatçının çizimleri ile grafik çalışmalarında da önem kazanmıştır. Canavar kimi zaman hayvansı ve yabanıldır, kimi zaman sanatçının atölyesinde çılgın eğlencelere katılır, kimileyin ölümcül yaralar almış arenada yere serilmiştir. Kimileyin de uyuyan güzeli okşar olarak yer almıştır.(1)

 

İtalya dönüşünde bu figürü bir süre irdelemiş ancak kendisini neden onunla özdeşleştirdiğini, gerçek üstücülerin Freud psikolojisinden etkilenmiş ilkeleri aracılığı ile kavrayabilmişti. Minotor, kendi dürtüleri ile toplumun beklentileri arasında kalan, uçlarda gezinen sanatçının simgesi olduğu söylenir.

 

Picasso, minotor için şunu söyler : “Gezip dolaştığım bütün yerler bir haritada işaretlense ve bir çizgi ile birbirine bağlansa, ortaya çıkan şey minotor’ a benzerdi.”  (4)

 

Yaşamı boyunca, Picasso’ un,  İsa’nın yüzünü, Thero’ u ve Minotor ’u çizmeye devam ettiği görülmektedir. Picasso için bu üç karakter kendi ruhsal dünyasına ait dışavurumların temsilleri olmuştur. Zaman zaman kendi portrelerini resmeden Picasso bu dönemden sonra yukarıdaki karakterlerin birleştiği bir portre yapmıştır. Picasso yaşamında görülen ruhsal karmaşalarla resimleri aracılığı ile yüzleşmeye çalışmıştır.

 

* Minotor, Girit’ den günümüze kadar korunabilmiş mitolojik sembollerden biridir. Minos kralı kıyamadığı için kara boğayı deniz tanrısı Pasedion’a kurban etmeyince, Pasedion çok öfkelenir. İntikam almak için kralın karısını kendisine âşık eder ve bu ilişkiden boğa başlı insan vücutlu minator doğar. Pasedion’un simgesi boğa 1200 odalı Knossos sarayının labirentlerinde tutulur. Minotor her yıl yedi genç kız ve yedi genç erkek bir boğa ile ringe çıkarlar. Çünkü minotor insan kanıyla beslenir.

 

*M. Magdelena, Azize Meryem diye anılmaktadır. İsa’nın ünlü müritlerinden ve Lukas incilinin günahkâr kadını olduğu söylenir. Markos ve Yuhanna İncillerine göre; İsa dirildikten sonra ilk gören kişi. Luka ve Markos İncillerine göre; İsa’nın Azize Meryem’ den yedi cin çıkardığı kabul edilir. Dört İncil’e göre; İsa’nın çarmıha gerilmesi veya gömülmesinde hazır bulunmuştur.

 

           KAYNAKLAR

 

BERGER, John; Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı, Metis Yayınları, Eylül 2003.

DORE, Ashton; Picasso Konuşuyor, Ütopya Yayınevi, Mart 2001.

Resim Neyi Anlatır;  Pablo Picasso 1881–1973 Çarmıha Geriliş, Dijital Kültür VCD.

WALTHER, İngo F. ;Picasso- Pablo Picasso 1881–1973 Yüzyılın Dâhisi, Taschen/ Remzi Kitapevi, 2005.

 

 

 

 

Psk. Funda Halkacı

     

AYLIK BÜLTEN