|
Karanlıkta ve gözlerden
uzakta yaşanan ve aydınlık bir yerde biten bir serüven bu:
Bir zamanlar insan, bir
kadının rahminde gelip kendisi ile bütünleşecek
birilerini bekleyen ve aynı zamanda bir erkeğin
bedeninde gidip kendisi ile bütünleşecek birilerini
arayan mecburi bir maceraperestti. Çünkü, sonu ya ölüm
yada yaşam olan bu macerayı yaşamaktan başka bir çaresi yoktu.
Bir açıdan bakınca annedeki
parça ile babadaki parçanın bir araya gelmesi bir yaşam başlatır ancak
paradoksal olarak bu durum her ikisinin de değişmesi, ölmesi demektir.
Ancak bu dönüşü olmayan değişim/ölüm yeni bir yaşam ve oluş biçimi adına
ve oldukça anlamlı bir ölümdür.
Hiç bir iddia, tam o kritik
anda; spermin kuyruğu koparken, overin derisi yırtılırken ne
hissettiklerini anlatamaz ama yeni bir yaşam adına birbiri içinde
eriyerek bütünleşirken insanlar için aşkın ve cinselliğin temel anlamını
yaşamadıklarını da ileri süremez. Çünkü o ikisi, aynı anda hem
arayan hem bulan olmayı, hem
bekleyen hem beklenen olmayı, hem seçen hem seçilen olmayı
yaşamışlardır o ender rastlantıda.
Hayvanlar ve bitkiler nasıl
yaşar bilmiyoruz ama insanlar için cinsiyeti ve cinsel yönelimi
ne olursa olsun, cinsellik sadece bedensel bir temas ve ihtiyaç olmanın
ötesinde anlamlar içerir. Her cinsel yaşantı yukarıda
öyküleştirilen karşılaşma kadar dönüşümsüz bir değişime yol açmasa bile
yaşayanı değiştirir.
Cinsel yaşantılar, bedensel
ve ruhsal olarak çekici bulma ve bulunma, isteme ve istenme, dokunma ve
dokunulma merkezli yaşantılardır. Bu algılardaki her hangi uyumsuzluk
tüm cinsel yaşamı etkiler. Bir çok cinsel sorun, kişinin kendisini ve
partnerini nasıl biri olarak algıladığıyla, kültürünün kendisine neler
öğrettiğiyle, cinsellik dışı hayatında neler yaşadığıyla yakından
ilişkilidir.
Kadın ve erkekte cinsel
sorunlar farklı ifadeler bulsa bile özünde aynılaşır. Cinsel terapilerde
gerektiğinde davranışçı modelleme, gerektiğinde ilaç tedavisi,
gerektiğinde çift yada aile terapisi, gerektiğinde bireysel terapi ile
çok yol alınır. |