|
İnsan yaşam içerisinde
bazen aynı sorunları çözmek için aynı yolları kullanmaya başlar. Bir
kısır döngü haline gelen bu durumda birey soruna neden olan düşünce
sistemi nedeniyle sorunu çözmeye çalışırken daha çok kalıcı olmasına
neden olabilir. Einstein'ın vurguladığı gibi bir 'sorun, onu yaratan dil
tarafından çözülemez'. Bir farklı çözüm dili gerektirir.
Bu nedenle bir insan kendi
yarattığı sorun, eğer artık hayatının akışını engellemeye başlamışsa ve
soruna müdahale edemiyor, tıkanıp kaldığını hissediyorsa bir terapistle
bu sorunu çözmeye çalışabilir.
Bir insan bu noktaya
geldiğini nasıl anlar? İki yarı küresi olan beynimiz tüm bedenimizle
etkileşim halindedir. Düşünce sistemimiz ve duygu sistemimiz arasındaki
denge ve uyum, bedenimizle zihnimiz arasındaki uyum anlamına da gelir.
Bu durum ise dünya ve aramızdaki uyumu sağlar. Yani kendi içinde uyumlu
bir sistem dünya ile etkileşiminde de uyumlu ve esnek davranabilir.
Uyumun bozulmasının
habercileri vardır. Eğer düşünce sistemimizle duygu sistemimiz
arasındaki ilişki, uyum ve esneklik üzerine kurulu değilse, biri
diğerini kontrol etmeye ve düzenlemeye çalışıyorsa içsel bir savaş
yaşanıyor demektir.
İnsanlar ağırlıklı olarak,
duygusal ifadelerini bedenleri, düşünsel ifadelerini ise sözleri
aracılığı görünür kılarlar. Eğer bu iki ifade arasında, istek alanı
kaynaklı bir farklılık varsa insan bir yanını yaşayamadığı, ertelediği,
denetlediği için bedensel yada düşünsel olarak şunun farkına varır: bir
şeyler yolunda gitmiyor:
Bir süredir uykular
dinlendirmiyor, istemediğim ve rahatsız edici düşünceler beynimde sanki
hep varmış gibi beliriyor, huzursuzum, gerginim, yaşamıyor izliyorum,
bütünleşemiyorum, geleceği düşününce telaşlanıyorum, geçmişi özlüyorum
ve sanki son treni kaçırmışım...
Dişimiz ağrıyınca amacı
bizi acıtmak olmayan bir sinyal yayılır bedenimize: Burada bir sorun var
ve çözüm gerekiyor. Yukarıdaki yaşantılar da ruhsal aygıtımızda bir
sorun olduğunu ve yeni bir denge, yeni bir cümle, yeni bir bakış açısına
ihtiyaç duyduğumuzu bize anlatır. Var olan açıklamalar artık yetmiyor
demektir bu.
Böyle bir durumda kalmak
bu duruma iyice batmak anlamına gelir. Bu nedenle ruhsal aygıtımızdan
gelen sinyalleri de ciddiye alarak bir yol bulmak durumundayız. |